.

Dünya Kupası 2010 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dünya Kupası 2010 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Temmuz 12, 2010

Kupadan Geriye Kalanlar

Her Dünya Kupası bittiğinde arkasında hatıralar bırakır. Gerek takım olarak olsun, gerek futbolcu olarak olsun unutulmaz anlarıyla aklımızda yer eder. Bu Dünya Kupası arkasında neler bıraktı, görelim.

1. Şampiyon İspanya

İspanya, bu dünya kupası ile tarihinde ilk kez şampiyon oldu. Matadorlar ayrıca Avrupa kıtası dışında dünya şampiyonu olan ilk Avrupa takımı olmayı başardı.(1958,2002 Brezilya)Kupayı hak ederek kazanan İspanya, turnuva tarihinde ilk maçı kaybedip şampiyon olan ilk takım olarak da kayıtlara geçti. Sanırım 2010 Dünya Kupası deyince aklımıza ilk gelecek objelerden biri olacak İspanya.

2. Vuvuzela

Kupa tarihte ilk kez Afrika kıtasında düzenlendi. Kupada Afrika'ya yakışır şekilde geçti. Çok küçük bazı problemler dışında(hırsızlık) kupa sorunsuz geçti. Güney Afrika kendisinden bekleneni lâyıkıyla yerine getirirken, yerel çalgı Vuvuzela kupaya damga vurdu. Afrika insanları ile başlayan vuvuzela aşkı, tüm dünyaya yayıldı. Arı vızıltısını andıran Vuvuzela, kupanın simgesi oldu kanımca.



3. Hakem Hataları

Kupada yapılan büyük hakem hataları yeniden video teknolojisini gündeme getirdi. Almanya-İngiltere maçında hakem Jorge Larrionda'nın çizgiyi geçen topu gol vermemesi ve Meksika-Arjantin maçında hakem Roberto Rosetti'nin Arjantin'in ilk golü olan Carlos Tevez'in açık ofsaytını es geçmesi unutulmazlar arasına girdi. Zaten bu iki ünlü hakemde, maçlarının ardından hakemliği bıraktıklarını açıkladılar.



4. Çöküş

Fransa, İtalya, İngiltere, Brezilya ve Arjantin gibi önemli futbol ülkelerinin kupada maskeleri düştü. Özellikle Fransa'da yaşanan sorunlar futbolseverleri çok şaşırttı. İtalya ise büyük kumarından sonuç alamadı. Yaşlı ama tecrübeli bir kadro ile Afrika'ya gelen İtalya, grup sonuncusu olarak evine döndü. İngiltere ise 1966'dan sonra en büyük beklenti ile geldiği kupayı yine hüsranla tamamlandı. Brezilya ve Arjantin ise iyi başladıkları kupayı kötü bitirerek evlerine döndüler.

5. Antrenörlere Veda

Başarısız geçen kupadan sonra birçok takım antrenörlerini değiştirme yoluna gitti.Başta Fransa ve İtalya görev değişikliğini yaptı. Fransa'da Raymond Domenech yerine Laurent Blanc göreve gelirken, İtalya'da Marcelo Lippi'nin yerine Cesare Prandelli başa geçti. Brezilya'da Dunga kovulurken, İngiltere ve Arjantin'de ise bekleyiş var. Fabio Capello ve Armando Maradona'nın da takımlarından ayrılma ihtimalleri yüksek. Ayrıca Meksika antrenörü Javier Aguirre, Nijerya antrenörü Lars Lagerback, Japonya antrenörü Takeshi Okada, Kamerun antrenörü Paul Le Guen takımlarından ayrılan isimler oldu.



6. Hayal Kırıklıkları

Turnuvada sürpriz takımlar olduğu kadar hayal kırıklığı yaratan takımlar da oldu. Büyük takımların yanı sıra ev sahibi Güney Afrika, bekleneni veremedi. Sırbistan, Yunanistan, Danimarka, Fildişi Sahilleri ve Portekiz taraftarlarını hayal kırıklığına uğratan takımlar oldu. Özellikle Afrika takımlarının beklenin altında kalması izleyenleri şaşırttı.

7. Almanya

Almanya, kupa sonrası aklımızda kalacak takımların başında geliyor. Almanlar turnuvada oynadığı futbol ile alkış toplarken, dikkat çekici oyuncularıyla da hafızlarda yer edindiler. Joachim Löw'ün oynattığı sistem, tüm dünyaca beğenilirken, Almanya üçüncülük unvanının sahibi olmakla yetindi.



8. Uruguay

Şüphesiz ki turnuvanın iki sürpriz takımından biri Uruguay'dı. Takımda yer alan süper yıldızı Diego Forlan'a güvenen antrenör Oscar Tabarez'in takımı başarılı bir turnuva geçirdi. 1970 yılından sonra ilk kez yarı finale yükselen Maviler, futbollarıyla da beğeni topladı.

9. Gana

Bu kupada Afrika'nın sembolü olmayı başaran Gana, şansız bir şekilde turnuvaya çeyrek finalde veda etti. 120. dakikada Luis Suarez'in eliyle çizgiden çıkardığı top sonucundaki penaltıyı gole çeviremeyen Gana, turnuvadan üzüntü ile elendi. Maç sonrasında Gana antrenörü Milovan Rajevac'ın açıklamaları bir hayli ilginçti.
"Herkes kendisine gelsin. Suarez bir kahraman değil. Hangi tanrı'nın eli? Bu sadece şeytanın eliydi."



10. Şili

Benim aklımda kalan diğer bir takım Şili oldu. Oynamaya çalıştıkları iyi futbolun kurbanı olan Şili, 2.turda Brezilya'ya elenerek turnuvaya veda etti. Sürekli hücumu düşünen sistemi ile Şili kupanın unutulmazları arasına girmeyi başardı.

11. Yeni Zellanda

Okyanusya ekibi turnuvayı yenilgisiz tamamlayan tek takım olarak kayıtlara geçti. Oynadığı üç maçı da beraberlik ile tamamlayan Yeniz Zellanda, grupta 3 puan toplayarak 3. sırayı aldı. Tarihlerinin en iyi turnuvasını geçiren Yeni Zellanda unutulmaz listesinde kendine yer buldu.

12. Diego Forlan

Turnuvanın en iyi oyuncusu ödülünü alan Forlan, kupada gösterdiği performans gerçekten muhteşemdi. Turnuvayı 5 gol ile tamamlayan Uruguaylı yıldız, takımını tek başına sırtlayan isim oldu. Liderlik yönünü bir kez daha bizlere gösteren Forlan, kupanın unutulmazları arasında kendine yer buldu.

13. Thomas Müller

Her şey Louis Van Gaal'ın onu A takım kadrosuna alması ile başladı. Bir sezonda büyük bir çıkış gösteren Müller, Almanya Ligi şampiyonluğu ve Şampiyonlar Ligi finali oynadı. Benzer performansı Dünya Kupasında da devam ettiren Müller, turnuvanın 5 gol 3 asist ile gol kralı oldu. Ayrıca 21 yaşındaki Müller, turnuvanın "En iyi genç oyuncusu" unvanın da sahibi oldu.

14. Wesley Sneijder

Hollanda'nın en dikkat çekici oyuncusu olan Sneijder, hırsıyla da göze çarptı. Turnuvada 5 gol atan Hollandalı, kupada uzaktan çektiği şutlar ile hafızlarda yer etti.Özellikle Brezilya karşısında geri dönüşün baş kahramanı olan Sneijder, kupanın akılda kalan futbolcularındandı.



15. Jimmy Jump

Kupa boyunca iki kez sahaya giren Jimmy Jump, hafızalarda kalan diğer bir nokta oldu. Final maçı öncesinde sahaya girip, kupaya dokunmaya çalışan Jump yine görevliler tarafından engellendi. Jimmy Jump, kupa boyunca yüzlerde tebessüm yaratan nadir kişilerden olmayı başardı.

Kazanan Üvey Çocuklar

2010 Dünya Kupası dün akşam oynanan final maçı ile sona erdi. Artık 4 yıl sonrasını bekliyor olacağız. Önümüzdeki günlerde çok şikayetçi olduğumuz Vuvuzela'yı bile özleyebiliriz. Vuvuzela ile başlayan, kahin ahtapot ile biten bu ilginç kupanın şampiyonu İspanya oldu.



Final maçında daha önce hiç kupayı kazanamamış iki takım karşı kaşıya geliyordu. Bir tarafta Johan Cruyff'un öz çocukları diğer tarafta Barcelona'dan dolayı Cruyff'un üvey çocukları büyük sahneye çıkıyordu. Johan abimiz Hollanda'nın oynadığı futbolu beğenmediğini şu sözler ile açıklıyordu : “Ben Hollandalı’yım ama her zaman İspanya’nın oynadığı tür futbolun arkasında olacağım!” Sanırım bu söz bizim final maçının gidişatı hakkında bir fikir sahibi olmamızı sağlıyordu.



Hollanda'nın maç için belirlediği strateji akıllıcaydı. Türk Hava Yolları seviyesine ulaşmış bir pas trafiğine sahip olan İspanya'nın bu oyununu sert fauller ile bozacaklardı. Bunun göstergesi de ilk 30 dakikada sahada 5 sarı kartlı oyuncunun olmasıydı. Özellikle Nigel De Jong'un hareketi uzun süre akıllarda kalacak türdendi. De Jong, öldürmeye teşebbüsten sarı kart görmekle kurtuldu.

İspanya'nın akıcı futbolunu bir anlamda kesmişti Hollanda yaptığı bu fauller ile. Bence maçın ilk yarısında Nigel De Jong, Mark Van Bommel ve Carlés Puyol'un atılması gerekiyordu. Hakemin yaptığı çok önemli hatalar zaten maçın gidişatında büyük rol oynadı.

Hollanda'nın ikinci yarıda Arjen Robben ile yakaladığı iki pozisyon var ki, Sabri Sarıoğlu'nun bile atacağı cinsten. Aziz Casillas, bu iki pozisyonda kurtardığı toplar ile maçın kahramanı olmayı hakketti.

Maçın kırılması noktası ise gole giden Andreas Iniesta'yı düşüren John Heitinga'nın kırmızı kart görmesiydi. Iniesta'yı düşürerek doğru bir hamle yapan Heitinga, turnuva tarihindeki ikinci kırmızı kartını görüyordu. Heitinga'nın atılması belki o pozisyonda golü önlemişti ama daha sonraki İspanya ataklarına karşı Hollanda savunmasının zayıflamasına neden olmuştu. Nitekim Hollanda, savunmada verdiği açıktan 116.dakikada yediği gol ile 3.kez şampiyon olma fırsatını kaçırıyordu.



Golü atan Anreas Iniesta'ya da bir parantez açmak lazım diye düşünüyorum. Maçın en çalışkan ismi olan Iniesta, ilk yarıda kendisine yapılan faullere sinirlenmişti. Hatta Van Bommel'e yaptığı hareketten ötürü oyundan atılabilirdi. Fakat fizik gücünü iyi kullanan Iniesta, maçın son 20 dakikası ve uzatmalarda ayakta kalabilen nadir oyunculardandı. Çok önemli bir dakikada attığı gol ile tarihe geçmeyi başaran Iniesta, ayrıca golden sonra çıkardığı formasının altındaki atletin üzerinde yazan yazı da çok anlamıydı. Iniesta, geçen sene hayatını kaybeden Espanyol kaptanı Dani Jarque'yi de unutmamıştı.



Howard Webb hakkında da birkaç kelam etmeden geçemeyeceğim. İngiliz hakemi bu maça kadar beğenenler arasındaydım. Zamanında PSV Eindoven-Fenerbahçe maçını yönetmişti. O zamandan beri aklımda kendisi. Bu turnuvada da iyi maçlar çıkarttı Webb. Fakat final maçında büyük hatalar yaptı. Gösterdiği kartlara diyecek hiçbir şeyim yok fakat İspanya'nın golünden önceki bariz Hollanda kornerine es geçmesi maçın kaderini etkiledi. Final maçında sakin olmaya çalışan Webb'in gösterdiği 13 sarı kart ve 1 kırmızı kartın az kaldığını düşünüyorum.

Hollanda cephesinden finali inceleyecek olursak, "ah nerede eski Hollanda" dedirten cinsten bir futbol ortaya koydu Portakallar. Total futbol anlayışının tamamen dışında bir futbol oynayan Hollanda, kendisine hayran kalan milyonlarca kişiyi de hayrete düşürdü. Tamamen futbol oynatmama mentalitesi üzerine giden Hollanda belki de başarılı olacaktı. Eğer Robben golü veya golleri atsa farklı şeyler konuşur muyduk ? Sanmıyorum. Eğer Hollanda kupayı kazansaydı, aklımızda "sert ve futbol oynatmayan Hollanda" kupayı kazandı olarak kalacaktı. 2010'nun Hollanda'sı atalarına ihanet ederek, geçmişte yapılan bütün iyi hatıraları bir kalemde hafızalardan sildi. Hollanda'nın olumlu yönde olan karizmasını ise nötrlenmiş oldu.

Wesley Sneijder'i de atlamadan geçmeyelim. Turnuvanın 5 gol ile en çok gol atan oyuncularından biri olan Sneijder, Hollanda'nın bu noktalara gelmesini sağlayan oyuncuların başında geliyor. Özellikle Brezilya maçında attığı iki gol turnuvanın gidişatı açısından çok önemliydi.



Sonuçta bir kazanan olacaktı ve bu iyi futboluyla hak eden İspanya oldu. İspanya tarihinde ilk kez Dünya Şampiyonu olurken, turnuvaya yenilgi ile başlayıp şampiyon olan ilk takım oldu. İspanya ayrıca Avrupa takımları arasında Avrupa kıtası dışında şampiyon olan ilk takım oldu. Bunun gibi birkaç notunu da vermeden geçmeyeyim dedim.

İspanya tüm spor dallarında bir kalkınma içerisinde. Futbol, basketbol, tenis, Formula 1 ve diğer olimpiyat branşlarında zirveye oynayan bir İspanya var. Sporda kurdukları altyapı ve düzeni, umarım siyasi ve sosyal yaşamlarında da kurarlar.

Pazar, Temmuz 11, 2010

Teselli Armağanı

Dünya Kupalarında üçüncülük maçları, hep ilginç anlara ve bol gollere sahne olur. Öyle ki 19 dünya kupasında atılan 73 gol ve tutturulan 3.84'lük ortalama, bunun en büyük göstergesi. Garip bir durumdur ki 2001 yılında FIFA, ortada büyük bir hedef yok diye üçüncülük maçı kaldırmayı planlamıştı. Fakat 2002 Dünya Kupasında oynanan Türkiye - Güney Kore maçı, bu kararın geri çekilmesine neden olmuştu. Ben de futbol adına en çok zevk aldığımız, modern futbol dönemimdeki üçüncülük maçlarını hatırlamanın fena olmayacağını düşündüm.

2010. Uruguay - Almanya :

Genellikle her turnuvada birkaç sürpriz ekip çıkar ve herkesi kendisine hayran bırakır. Sanırım 2010 Dünya Kupasının sürpriz takımı Uruguay'dı. Uruguay, daha önceden 2 kez kupayı kazanmış olan, ayrı bir yere koymamız gereken bir sürpriz takımdı. Sürpriz takımlar kriterine uyarak Uruguay da yarı finalde yenildi ve 3.lük maçı oynamaya hak kazandı. Rakibi ise genellikle finallerde görmeye alıştığımız(7 final) Almanya idi. Almanya 2006 Dünya Kupasında da üçüncülük maçı oynamış ve Portekiz'i yenerek üçüncülük unvanının sahibi olmuştu. Yaşları genç olmasına rağmen, tecrübeli takım Panzerler'di. Kazanan takım da Ahtapot Paul'un dediği oldu ve Almanya maçı 3-2 kazanarak üst üste ikinci kez kupada üçüncü oldu.

Goller:

Almanya ; Thomas Müller, Marcell Jansen, Sami Khedira
Uruguay ; Diego Forlan, Edinson Cavani

2006. Almanya - Portekiz

Almanya'nın ev sahipliğinde geçen 2006 Dünya Kupasının üçüncülük maçında Almanya ile Portekiz karşılaştı. Daha önce en büyük başarısı üçüncülük olan Portekiz için bu maç en büyük başarıyı egale etme şansıydı. Fakat maçı iyi bir oyun ile 3-1 Almanlar kazanmıştı. O zamanın şartlarına göre bu zafer, Almanları mutlu eden bir başarıydı.

Goller:

Almanya ; Bastian Schweinsteiger(2), Petit(k.k)
Portekiz ; Nuno Gomes

2002. Güney Kore - Türkiye

Turnuvanın iki sürpriz ekibi yarı finalde favori ekiplere kaybederek, üçüncülük maçı oynama şansını yakalamıştı. İki ülkenin eski tarih bağlarından dolayı, dostluk içinde geçen maçı Türkiye 3-2 kazanmıştı. Ayrıca Hakan Şükür, Türkiye'nin ilk golünü 9.saniyede atarak tarihe geçti. Türkiye açısından başarılı geçen bir turnuva, bu maç ile mutlu sonlanmıştı.

Goller:

Güney Kore ; Lee Eul-Yong, Song Chong-Gug
Türkiye ; Hakan Şükür, İlhan Mansız(2)



1998. Hollanda - Hırvatistan

Yine bir sürpriz ekip yarı finale kadar yükselmiş ve yine finali göremeden üçüncülük maçı oynamaya hak kazanmıştı. Kadrosunda turnuvanın gol kralı Davor Suker'i bulunduran Hırvatistan'ın rakibi Brezilya'ya şansız bir şekilde penaltılarda kaybetmiş olan Hollanda olmuştu. Kadrosunda Dennis Bergkamp, Patrick Kluivert, Marc Overmars, Philip Cocu, Edgar Davids gibi önemli futbolcuları bulunduran Hollanda, Hırvatistan'a 2-1 yenilerek kupayı dördüncü bitirmişti. Çoğu futbolseverin sempatisini toplayan Hırvatistan ise böylece tarihi bir başarıya imza atmıştı.

Goller:

Hollanda ; Boudewijn Zenden
Hırvatistan ; Robert Prosinecki, Davor Suker

1994. İsveç - Bulgaristan :

Kupanın yine iki sürpriz takımı yarı finalde, favori iki takım olan Brezilya ve İtalya'ya yenilerek üçüncülük maçında karşılaşmıştı. Bulgaristan büyük bir sürpriz yaparak kupaya katılmayı başarmıştı. Eleme grubunu Fransa'nın bir puan önünde tamamlayan Bulgaristan, kupanın en büyük sürprizi olmuştu. Fakat üçüncülük maçında şansları yâver gitmedi. İlk yarıda gelen Tomas Brolin, Kennet Anderson, Henrik Larsson ve Hâkan Mild'in 4 golüne engel olamayan Bulgarlar, turnuvayı dördüncü sırada tamamlarken, İsveç tarihinin en büyük başarılardan birini kazanıyordu.(1958 İsveç, Final)


Goller:

İsveç ; Tomas Brolin, Hâkan Mild, Henrik Larsson, Kennet Anderson
Bulgaristan ; -

1990. İtalya - İngiltere

İtalya'nın ev sahipliğinde gerçekleşen 14.Dünya Kupası, İtalya için buruk bir sevinç ile sonuçlanmıştı. Yarı finalde penaltılara kalan Arjantin maçında, turnuvanın gol kralı "toto" lakaplı golcü Salvatore Schillacci'nin penaltıyı kaçırması ile İtalya final biletini kaçırmıştı. Yine aynı durumdan mağdur olan İngiltere ise penaltılarda Almanya'ya kaybetmişti. Bu ekip üçüncülük maçında karşılaştı. Tarihin en sıkıcı dünya kupası olarak adlandırılan kupanın, en heyecanlı maçlarında biri üçüncülük maçı olmuştu. Yarı finalde penaltı kaçıran Salvatore Schillacci bu kez takımına üçüncülük unvanını kazandırıyordu. Maçın 86 dk. penaltıyı gole çeviren "toto" ile İtalya, belki de bir teselli buluyordu.

Goller:

İtalya ; Roberto Baggio, Salvatore Schillaci
İngiltere ; David Platt

1986. Fransa - Belçika

Fransa turnuvadan beklediğini alamayan bir takımdı. Yarı final maçında Andreas Brehme ve Rudi Völler'in gollerine engel olamayan Horozlar, üçüncülük maçına çıkacaktı. Rakipleri Maradona'nın iki golüyle yarı finalde Arjantin'e yenilen Belçika idi. Maç çekişmeli geçiyordu. Normal süresi 2-2 biten maçı, Fransa uzatmada 4-2 yenerek üçüncülük unvanına uzanıyurdu.

Goller:

Fransa ; Jean-Marc Ferreri, Jean-Pierre Papin, Bernard Genghini, Manuel Amoros
Belçika ; Jan Ceulemans, Nico Claesen

1982. Polonya - Fransa

Polonya, kupada iyi bir performas göstermesine rağmen yarı finalde Paolo Rossi'nin gazabına uğramıştı. Paolo Rossi, 1980 yılında uyuşturucu kullanmaktan 2 yıl ceza almıştı ve dönüşünü 1982 yılında İtalya Milli Takımı ile dünya kupasında yapmıştı. Grup maçlarında 3 beraberlik alan İtalya, bir imkansızı başararak gruptan çıkmıştı. Daha sonra devreye giren Rossi, çeyrek final, yarı final ve final maçında toplam 6 gol atarak turnuvanın gol kralı olmuştu. Yarı finalde Polonya filelerine iki gol bırakan Rossi, Polonya'yı üçüncülük maçı oynamak zorunda bırakmıştı. Polonya'nın rakibi ise Batı Almanya'ya penaltılarda yenilen Fransa idi. Kadrosunda Giresse, Platini, Six, Amoros gibi ünlü isimleri bulunduran Fransa'yı 3-2 yenen Polonya, tarihinin en büyük başarısını egale etmişti.(1974 3.lük)

Goller:

Polonya ; Andrzej Szarmach, Stefan Majewski, Janusz Kupcewicz
Fransa ; René Girard, Alain Couriol

1978. Brezilya - İtalya


Favori takımların nadir olarak üçüncülük maçında karşılaştığı kupadır 1978. Brezilya ve İtalya'yı karşı karşıya getiren maçı, Brezilya geriden gelerek kazanmayı başarmıştır. İlk yarıda öne geçen İtalya bu avantajını koruyamayarak, kupada dördüncü olmuştur.

Goller:

Brezilya ; Nelinho, José Guimarães Dirceu
İtalya ; Franco Causio



1974. Polonya - Brezilya

Çeyrek final gruplarını ikinci sırada bitiren iki ekibin karşılaşması olmuştu. Brezilya, Hollanda'nın arkasında A grubunu ikinci sırada tamamlamış ve üçüncülük maçına çıkmaya hak kazanmıştır. Aynı şekilde Polonya'da B grubunu Batı Almanya'nın arkasında ikinci tamamlayarak, üçüncülük maçı için bir kez daha sahaya çıkacaktır. İyi futbol ortaya koyan Polonya, kupanın güçlü ekiplerinden Brezilya'yı 1-0 yenmeyi başarmıştır. Polonya'nın golünü turnuvanın gol kralı Lato atmıştır.

Goller:

Polonya ; Grzegorz Lato
Brezilya ; -

1970. Batı Almanya - Uruguay



Yarı final maçında şampiyon Brezilya'ya 3-1 yenilen Uruguay, tarihindeki üçüncü kez şampiyon olma fırsatını kaçırmıştı. Artık yolları üçüncülük maçına düşmüştü. Rakipleri ise İtalya'ya uzatmalar sonucu 4-3 yenilen Batı Almanya idi. Batı Almanya, tecrübeli ve son kupanın finalisti idi. Sahadan galip gelmeyi bilen Almanlar, Uruguay'ı dördüncülüğe itmişti.

Goller:

Batı Almanya ; Wolfgang Overath
Uruguay ; -

1966. Portekiz - Sovyetler Birliği

Portekiz, yarı finalde kupa tarihinin en ünlü maçının baş kahramanı Eusébio'ya güveniyordu. Çeyrek finalde Portekiz, ilk 22 dakika içinde Kuzey Kore karşısında 3 farklı geriye düşmüştü. Daha Eusébio'nun ayağından gelen 4 gol ile maçı çevirmeyi başaran Portekiz, 5-3'lük skor ile yarı finale yükselmişti. Yarı finalde turnuvanın ev sahibi İngiltere ile karşılaşan Portekiz, ünlü forvet Sir Bobby Charlton'ın 2 golüne engel olamayınca sahadan 2-1 yenik ayrılmıştı. Portekiz'e üçüncülük maçı yolu gözükmüştü. Rakipleri yarı finalde Batı Almanya'ya yenilen Sovyetler Birliği idi. Sovyetler Birliği'ni 2-1 yenen Portekiz'de Eusébio, 9 gol ile turnuvanın gol kralı olmuştu.

Goller:

Portekiz ; Eusébio, José Augusto Torres
Sovyetler Birliği ; Eduard Malofeyev

1962. Şili - Yugoslavya


Ev sahibi Şili yarı finalde Brezilya'ya 4-2 yenilerek, 16 Haziran'da oynanan üçüncülük maçında Yugoslavya'ya ile karşılaşmaya hak kazandı. Maçı 90. dakikada Rojas'ın attığı golle 1-0 yenen Şili, bronz madalyanın sahibi oluyordu. Bu galibiyet Şili'nin tarihinde elde ettiği en büyük başarı oluyordu.

Rojas'ın attığı bu gol, Şili takımını hayat vermişti ama çeyrek final maçında Sovyetler Birliği'ne attığı galibiyet golü, bir taraftarın hayatına malolmuştu. Televizyonu başında maçı izleyen 67 yaşındaki taraftar, galibiyet golüyle birlikte heyecanına yenik düşmüş ve olduğu yere yığılıp kalmıştı. İşin ilginç yanı hayatını kaybeden taraftarın da adının Rojas olmasıydı.

Goller:

Şili ; Rojas
Yugoslavya ; -

1958. Fransa - Batı Almanya

1958 Dünya Kupasının üçüncülük maçı, tarihte en çok gole sahne olan üçüncülük maçı olarak kayıtlara geçti. Turnuvanın 13 gol ile gol kralı olan futbolcusu Just Fontaine'i kadrosunda bulunduran Fransa maçta iddialı konumdaydı. Batı Almanya ise son şampiyon unvanı ile geldiği turnuvada üçüncülük maçına çıkıyordu. Maç Just Fontaine'in resitali haline dönüşmüştü. Batı Almanya ağlarına 4 gol bırakan Fontaine, üçüncülük unvanını Fransa'ya getiriyordu. Maçı 6-3 kazanan Fransa, o zamana kadar tarihinin en büyük başarısını da kazanmış oluyordu.

Goller:

Fransa ; Just Fontaine(4), Raymond Kopa, Yvon Douis
Batı Almanya ; Hans Cieslarczyk, Helmut Rahn, Hans Schäfer

Böylece üçüncülük maçlarının tarihine kısa bir göz atmış olduk. Genellikle sürpriz takımların sürpriz sonuçlar aldığı maçlar, dünya kupası tarihinin en rahat ve güzel futbolun oynandığı mücadeleler olarak hafızalarımızda kalmaya devam edecek.

Cuma, Temmuz 09, 2010

Kupanın İlkleri


2010 Dünya Kupasında birçok yeni olay yaşandı. Güney Afrika'da ilkler sahnesine atılan goller, büyük mücadele ile alınan galibiyetler ve şaşırtıcı mağlubiyetler çıktı. İsterseniz bu ilklere bir göz atalım.

1-Kupa Kara Kıtada :

Dünya Kupası tarihte ilk kez Afrika'da düzenlendi. Güney Afrika'nın ev sahipliğinde gerçekleşen 19.Dünya Kupası beklenilenin aksine sorunsuz geçiyor. Güvenlik problemleri nedeniyle birçok kişinin endişesi boşa çıktı. Güney Afrika, yapılması gerekenleri en iyiye yakın bir şekilde gerçekleştirdi.

2-Şampiyon İlk Olacak

2010 Dünya Kupası şampiyonu olacak takım, kupayı ilk kez kaldıracak. Hollanda daha önce oynadığı 2 finali de kaybetmiş, İspanya ise daha önce hiç final oynamamıştı. Ayrıca ilk kez bir Avrupa takım kendi kıtası dışında düzenlenen Dünya Kupasını kazanmış olacak. Bunu daha önce Brezilya iki kez başarmıştı.(1958 ve 2002)

3-Gana bir ilki başardı

Gana kendi futbol tarihi açısından bir ilki başardı. Çeyrek finale yükselen Siyah İnciler, bunu başaran 3. Afrika takımı oldu.(Kamerun ve Senegal)Eğer Gana, penaltı atışları sonucu Uruguay'ı eleseydi ve yarı finale yükselseydi, Afrika tarihinde bir ilki başarmış olacaktı.

4-İspanya ezip geçiyor

Euro 2008 şampiyonu İspanya, 2010 Dünya Kupasında da başarılı bir turnuva geçiriyor. İsviçre mağlubiyeti ile başlanan uzun yolda finale kadar gelmeyi başaran Kırmızılar, bir ilki başarmış durumda. Onlar için asıl hedef ise kupayı kazanarak bir ilki daha başarmak.

4-Yunanistan sonunda fileleri sarstı

Yunanistan, 2010 Dünya Kupasından önce sadece 1994 yılında kupaya katılma fırsatı yakalamıştı. Yine 2010'da rakipleri olan Arjantin ve Nijerya ile eşleşen Yunanlılar, kupayı sıfır puan ve sıfır gol ile tamamlamıştı. Bu sefer onlar için Dünya Kupası daha iyi geçti. Hem tarihlerinin ilk golünü attılar hem de ilk galibiyetlerini aldılar.

5-Şili uzun bir ara sonra

Şili şüphesiz 2010 Dünya Kupasının en iyi futbol oynayan ve oynamaya çalışan ekiplerinden biriydi. 1962 Dünya Kupasından beri dünya kupalarında galibiyet alamayan Şili, 2010'da Honduras'ı 1-0 yenerek 48 yıl sonra bir ilki başardı.

6-Slovaklar turladı

Slovakya ilk kez katıldığı dünya kupasında başarılı bir performans sergiledi. İtalya karşısında aldıkları 3-2 galibiyet ile büyük sükse yapan Slovaklar tarihlerinde ilk kez 2.tura çıktı. Grupta 4 puan toplayan Slovakya'da ayrıca Robert Vittek turnuvada 4 gol atarak, ülke tarihinin en golcü ismi oldu.

7-Güney Afrika bir ilki başardı

Güney Afrika ev sahibi ülke olarak bir ilki gerçekleştirdi. Dünya kupaları tarihinde daha önce her ev sahibi takım gruplardan çıkmıştı. Fakat 4 puanda kalan Güney Afrika A Grubunu 3.sırada tamamlayarak bir ilki gerçekleştirdi ve tarihe geçti.

8-Uruguay yıllar sonra

Uruguay bildiğiniz üzere 1930 ve 1950'de iki dünya kupası şampiyonluğu yaşamıştı. O günden 2010'a kadar dünya kupalarında büyük bir başarıları yoktu. Diego Forlan önderliğindeki takım 2010'da yarı finale yükselerek 30 yıl sonra bir ilki gerçekleştirdi.

9-Hollanda'nın final özlemi

Total futbol anlayışı ile dünyada tanınan Hollanda 2010'da farklı bir taktik anlayış izledi. Bu farklı taktik anlayışın meyvesini de 2010'da final görerek alıyorlar. 32 yıl aradan sonra bir ilki başaran Portakallar'da amaç Pazar günü kupaya uzanmak.

10-Honduras'ın puanı

Honduras ilk kez katıldığı dünya kupasında puan almayı başararak, önemli bir işe imza attı. Grubun üçüncü maçında İsviçre ile 0-0 berabere kalan Honduraslılar için bu puan teselli oldu. Ayrıca Honduras'ın yol atamaması da ilginç bir ayrıntı olarak göze çarptı.

11-Yenilmez Yeni Zellanda

1982 Dünya Kupasından sonra katıldığı ikinci dünya kupası olan 2010'da yenilmeyen Yeni Zellanda büyük sürpriz yaptı. Slovakya ve İtalya ile 1-1, Paraguay ile 0-0 berabere kalan Mauriler, kupada 3 puan topladı. Fakat Yeni Zellanda yenilmemesine rağmen gruptan çıkamadı.

12-Büyük Golcü Gyan

Gana'nın bu başarıları yakalamasında en büyük rol sahibi tabii ki Gyan Asamoah'tı. Turnuva'da ikisi penaltıdan 3 golü bulunan Gyan, öyle bir yerde penaltı kaçırdı ki Gana'nın, belki Afrika'nın kaderini değiştirdi. 120. dakikada penaltı kaçırmasına rağmen Gyan, Dünya Kupalarında en golcü 2.Afrkalı futbolcu oldu.(Roger Milla)

13-Portekiz 7'ledi

Portekiz - Kuzey Kore maçı ise 2010 Dünya Kupasının en farklı maçı oldu. 7-0 Portekiz'in üstünlüğü ile tamamlanan maç Kuzey Kore tarihinin en ağır mağlubiyeti olarak kayıtlara geçti. Bu maça ayrı bir anlam kazandıran diğer bir ayrıntı da 1966 Dünya Kupasında Kuzey Kore, Portekiz karşısında 3-0 öne geçmişti ve o maçı 5-3 kaybetmişti.Rövanş için sahaya çıkan Kuzey Koreliler sahadan hüsran ile ayrıldı.

14-Avrupa'nın devleri sarsıldı

Fransa ve İtalya'nın 2010 Dünya Kupasına grup aşamasında veda etmesi, kupanın en büyük sürprizi oldu. Ayrıca Fransa sadece 1 puan toplayabilirken, 1 gol atabildi. İtalya'nın sağlam savunmasının çöktüğü bir turnuva oldu. Her maçta gol yiyen Azzuriler, 3 maçta 5 golü kalelerinde gördü. İngiltere ise yine bekleneni veremeyerek hayal kırıklığı yarattı. 2.turda Almanya'ya 4-1 yenilen İngilizlerde kaleci sorunu yine devam etti.

15-Jabulani sıkıntı yarattı

2010 DÜnya Kupasının resmi topu Jabulani, maçlarda büyük sıkıntı yarattı. Özellikle kaleciler tarafından çok eleştirilen Jabulani'nin havadan gelen toplarda kontrol edilememesi dikkatleri çekti. Çok falso aldığı söylenen Jabulani'nin, kupada gördüğümüz uzaktan goller üzerindeki etkisi ise tartışılmaz.

Perşembe, Temmuz 08, 2010

Hollanda - Katalunya Finali

Çarşamba günü oynanan Almanya - İspanya maçında Carles Puyol'un attığı gol, İspanya'da farklı siyasi objelere dönüşmüş durumda. Hatta Katalunya bölgesinde yaşayan İspanya vatandaşlarının bu gole sevinmemesi de garip bir ayrıntı.

Bildiğiniz üzere Katalunya Barcelona şehrinin de yer aldığı sanayi ve turizm eyaletidir. Özerk bir topluluk olan Katalunya'nın İspanya'dan ayrılarak, ayrı bir devlet olmak istediğini bilmeyenimiz yoktur herhalde. Hatta 22 Aralık 2009 günü, iskeletini Barcelonalı futbolcuların oluşturduğu Katalunya Milli Futbol Takımı, Arjantin ile özel bir maç yaptı. KKTC'ye ambargo uygulayan FIFA, acaba Katalanlara göz mü yumdu ?

Katalunya'nın kadrosu da öyle güçsüz falan değil. Şöyle bir saymak gerekirse; Victor Valdes, Joan Capdevilla, Gerard Piqué, Carles Puyol, Fernando Navarro, Sergio Busquets, Xavi Hernandez, Andreas Iniesta, Bojan Krkîc, Sergio Garcia, Pedro Rodriguez gibi müthiş bir 11 çıkıyor. Andreas Iniesta, Albeceteli olmasına rağmen ve Pedro Kanarya Adalarından olmasına rağmen Katalunya Milli Takımında oynama tercih eden futbolcular olarak göze çarpıyor.



Johann Cruyff'un da Katalanlara büyük bir destek verdiği de aşikar. Barcelona'nın Onursal Başkanlığı'nı geçtiğimiz günlerde bırakan Cruyff, Katalan haklarını savunanların başında geliyor.

Katalunya'yı daha iyi anlatmak istersek, Türkiye'nin Kürdistan'ı veya Çin'in Taipesi olarak tanımlanabilir. Faşişt rejimi savunan İspanyol Diktatör Franco'nun etkisinin sürdüğünü iddia eden Katalanlar, hala ezildiklerini ve İspanya'dan ayrı görüldüklerini ifade ediyorlar.



Pazar günü 21.30'da Soccer City'de oynanacak 2010 Dünya Kupası finalinde Hollanda - İspanya karşı karşıya gelecek. Ha pardon Hollanda - Katalunya karşılaşacak. İlk on birinin yedi futbolcusu Katalan olan bir takım için bunu söylemek yanlış olmaz sanırım. Öyle ki bazı Katalanlar, Carles Puyol'un gol attıktan sonra sevinmesine kızmış durumda. Ben de o zaman ortaya karışık bir şey yapayım. Yarı İspanyolca yarı Katalanca olarak "Yaşasın İspanya" anlamına gelen iVisca Espanâ diyerek durumu toparlıyorum. Eğer İspanya kupayı kazanırsa kazanan İspanya mı olacak ? Karar sizin tabii ki...

Mağlup Almanya

Kahin ahtapot Paul'un dediği oldu ve Almanya yenildi. Bazıları için bu yenilgi büyük bir sürpriz olmadı. Zaten İspanya turnuva öncesi çoğunluk tarafından favori gösteriliyordu. Hakkederek finale kalmayı başardılar. Fakat ben yine mağlup olan taraf ile birkaç satır yazmak istiyorum.

Almanya'nın oyun stilinin değiştiği herkes bu dünya kupası ile birlikte gördü. Artık o eski Alman disiplini ve mekanik futbol anlayışı yerine, pasa dayalı, hızlı oynamayı amaçlayan ve göze hoş gelen bir futbol anlayışı geldi Alman futboluna. Tabii ki bunun en büyük nedeni göçmen futbolcular.



Almanya futbolundaki geçiş dönemini tamamlamak üzere. U17 ve U19 Avrupa Şampiyonalarında aldıkları başarılar onları geleceğe dair ümitlendirmişti. Şampiyon olan kadro : Manuel Neuer, Andreas Beck, Jerome Boateng, Benedikt Höwedes, Sebastian Boenisch, Fabian Johnson, Mats Hummels, Gonzalo Castro, Sami Khedira, Mesut Özil, Sandro Wagner. Ayrıca bu gençlere ek olarak Dennis Aogo, Thomas Müller, Toni Kroos, Holger Badstuber ve Marko Marin'i söyleyebiliriz. Önümüzdeki büyük turnuvalara damga vuracak Almanya takımının temeli bu futbolculardan oluşacak. Alttan gelen bu müthiş nesil Almanların dünkü yenilgi sonrası teselli olabilir bir anlamda.




Almanya büyük değişimini bütün dünyaya gösterdi bu dünya kupası ile. Belki de şampiyon olsalar katmerli bir sevinç yaşayacaklardı. Onlar için bu futbolla bu noktalara gelmiş olmaları büyük kazanç oldu. Aslında Almanya, İspanya'ya mağlup olarak finali kaybederken, birçok şeyi de kazanmış oldu. Mesela gönderilmesi tartışıma konusu olan Löw gibi...

Çarşamba, Temmuz 07, 2010

Yarı Finalden Öte

Almanya'da yaşayan ve her maçın galibini bilen ahtapot Paul, Almanya - İspanya maçı öncesi İspanya'yı tercih etti. Kupanın en zevkli ve çekişmeli maçı olmaya aday olan bu mücadele sadece yarı final maçı olmakla sınırlı değil.

Yakın tarihimizden başlayacak olursak, Euro 2008 finalinde karşılaşmıştı bu iki takım. O gün, formda olan İspanya Fernando Torres'in tek golü ile galip gelip, kupaya uzanmıştı. Bugün ise maça formda gelen takım Almanya olacak.



İngiltere ve Arjantin'e 4 gol atmayı başaran Panzerler, turnuvada şimdiye kadar kalelerinde sadece 2 gol gördü. Savunma hattı kadar hücum hattında da başarılı olan Almanya, 13 gol atarak turnuvanın en golcü takımı konumunda bulunuyor. Miroslav Klose, Lukâs Podolski, Mesut Özil ve Bastian Schweinsteiger, Joachim Löw'ün en önemli hücum kozları. Luis Van Gaal'in dünya futboluna kazandırdığı 21 yaşındaki Thomas Müller ise sarı kart cezalısı olduğu için bu maçta forma giyemeyecek.



İspanya'da ise çok formda olan bir David Villa izliyoruz. Villa şuan Wesley Sneijder ile birlikte gol krallığını paylaşıyor. Ayrıca İspanya'nın turnuvada attığı 6 golün beşi David Villa'nın ayağından geldi. Fakat Dünya Kupası boyunca formsuz bir Fernando Torres izliyoruz. El Nino'nun turnuvada golü bulunmuyor. Sağlam savunmalarına güvenen Del Bosque, bir ilki başarmanın peşinde.



Bugüne dek dünya kupalarındaki en büyük başarısı dördüncülük olan İspanya'nın yanı sıra Almanya kupayı üç kez kazandı. Ayrıca 7 kez final oynayan Panzerler, önceki turnuvalara göre genç bir takım ile Güney Afrika'ya geldi. 25.4 yaş ortalamasıyla en genç dördüncü takım olan Almanya, hızlı ve pasa dayalı oyununa güveniyor. İspanya ise Avrupa Şampiyonu unvanı ile geldiği kupada finale çıkma amacında. Almanlar için söylenen söz ise hafızaların bir yerinde durmalı. İngiliz golcü Gary Lineker :“Futbol 22 kişinin bir topun peşinden koştuğu ve sonunda Almanların kazandığı bir oyundur.” diyerek Almanların turnuva takımı olduğu gerçeğini tüm açıklığı ile bize yansıtıyordu.



Akşam belki de turnuvanın en güzel maçı bizleri bekliyor olacak. Bakalım kazanan Gary Lineker mi olacak yoksa ahtapot Paul mu ? Ben ise bu gece Panzer olmayı tercih ediyorum.

Sonunda Soyundu

Paraguaylı iç çamaşır modeli Larissa Riquelme Dünya Kupası'nın en dikkat çekici kişilerinden biri olmaya devam ediyor. Daha önce Riquelme Paraguay'ın çeyrek finale çıkması durumunda sahada soyunacağını açıklamıştı.




Riquelme, Dünya Kupası'nın kendisi için büyük bir fırsat olduğunu söylerken, hedefinin dünyaca ünlü bir top model olmak olduğunu açıkladı.



Larissa Riquelme futbol sahasındaki cesur pozları ile dikkat çekti.



Pazartesi, Haziran 28, 2010

Adiôs...

Brezilya 2.tur maçında Şili'yi 3-0 yenerek çeyrek finale kaldı. Brezilya'nın golleri Juan, Luis Fabiano ve Robinho'dan geldi. Maçın baştan sona hakimi olan Brezilya pekte zorlanmadan galibiyete ulaşmayı başardı. Artık çeyrek finaldeki rakipleri Hollanda olacak.

Fakat ben yenilen takım hakkında birkaç satır yazmak istiyorum. Şili, bu dünya kupasında gerçekten 'futbol' izlemek isteyenlerin sempati duyduğu takım haline gelmişti. Oynadıkları ilk maçtan beri hep açık, tempolu ve cesur futbol anlayışı hafızalarda yer etmeyi başardı. Rakibe göre futbol değil de bildiği ve benimsediği futbolu oynayan Şili, turnuvaya iyi başlamıştı. Honduras maçındaki performansları ayakta alkışlanacak düzeydeydi. İsviçre karşısında da benzer bir futbol ortaya 'La Roja' yani kırmızılar bir galibiyet daha elde etti. Fakat benim dikkatimi çeken maç İspanya maçı olmuştu. Beraberliğin gruptan lider çıkmaya yettiği maçta bu kadar açık ve cesur futbol oynamaları, benim onlara olan hayranlığımı bir kat daha arttırmıştı.



Her maçı son maçları gibi oynayan Şilili futbolcular, maçlarda çok hırslı ve arzulular. Belki de bu dünya kupasından elenmelerin nedenlerinden biri de bu hırsları ve tecrübesizlikleri. Antrenör Marcelo Bielsa, ileriye dönük hücum futbolu anlayışı ile Şili futboluna yeni bir boyut kazandırmış durumda. Onun bu anlayışı eminim ki Şili futbolunda pozitif sonuçlara yol açacaktır.


Marcelo Bielsa

Bir de dikkatimi fazlasıyla çeken Alexis Sanchez'i atlamadan geçemeyeceğim. Sağ kanat oyuncusu, modern futbola uyan özellikleri sahip. Zaten adının Man.United ile anılması da boş bir durum değil. Sürekli önündeki rakibini geçmeyi,çalım atmayı düşünen Sanchez, büyük takımlarda oynama kapasitesine sahip.


Alexis Sanchez

Bu dünya kupası ile bir kez daha gördük ki 'joga bonito' yani güzel futbol yine kaybetti. Artık futbolda sağlam savunma sistemi geçerli. Eğer siz günümüzde güzel futbol oynamaya çalışırsanız en fazla Şili'nin yaptığını yapabilirsiniz, Adiôs Chile...

Pazar, Haziran 27, 2010

Panzerler 66' nın Rövanşını Aldı



2010 Dünya Kupası 2.tur maçında İngiltere - Almanya karşı karşıya geldi. Almanya maçı 4-1 kazanırken goller Klose, Podolski, Müller(2)'den geldi. İngiltere'nin tek golünü ise Matthew Upson attı. Böylece Almanya çeyrek finale yükselerek rakibini beklemeye başladı. Buraya kadar olan ki bölüm işin hikaye kısmıydı, şimdi gelin biraz derine inelim.

Almanya maça hızlı ve tempolu başladı. Etkili ataklar gerçekleştiren Panzerler, bir anda kendisini iki farklı önde buldu. Daha sonra ne olduysa oldu, İngilizler bir anda canlandı. İlk önce Lampard'ın ortasında Matthew Upson farkı bire indirdi. Bu gol için söylemeden geçmeyeyim, Almanya kalecisi Manuel Neuer'in büyük hatası vardı. Maçın kırılma dakika ise kale sahasını geçip, gol olmasına rağmen verilmeyen toptu. Lampard'ın vurduğu aşırtma şut çizgiyi geçmesine rağmen, hakem tarafından gol sayılmadı. İkinci yarıya baskılı başlayan İngiltere, gol bulmak için saldırsa da kendi yarı alanında büyük boşluklar verdi. Almanya'nın iki kontra ataktan gelen golleri maçı kopardı ve turu Almanlara getirdi.

Artık bu maçtan sonra büyük turnuvalarda video sisteminin kullanılabilir. Özellikle İngiliz lobisinin ağır baskısı bunda etkili olacaktır. İngilizler için, 'Oysa her şey o kadar güzel başlamıştı ki' diyemeyeceğim,kötü başladılar, kötü bitirdiler. Almanlar için ise 1966 Dünya Kupası finalindeki tartışmalı İngiltere golünün intikamını aldılar diyebiliriz.

Unutulmaz Gol Sevinçleri

Bir golün hafızalara kazınmasını sağlayan en önemli neden, gol sonrası sevinçtir. Hatta bazı sevinçler, atılan golün önüne geçer. Bu unutulmaz anlar, başka futbolcular tarafında da taklit edilir ve yıllar boyu yaşatılır. Ben de bazı unutulmaz gol sevinçlerini mercek altına aldım, gelin bir göz atalım.

Bebeto / 1994 :

1994 Dünya Kupası'nda Brezilya çeyrek finale çıkar. Çeyrek finalde rakip Hollanda'dır. Brezilya'nın en önemli oyuncularından biri olan Bebeto'nun da maçtan 2 gün önce bir oğlu olmuştur. Bebeto, oğlunu ve sağlık durumunu çok merak ediyordur. Maçta Brezilya, Romario'nun golü ile 1-0 öne geçer. İkinci gol ise Bebeto'dan gelir. Fakat daha çok hafızalara bu gol değil, gol sonrası sevinç kazınacaktır. Bebeto attığı golden sonra yanına Romario ve Mazinho’yu da alıp kollarını beşik gibi sallayarak gerçekleştirdiği o gol sevinci unutulmazlar arasında yer almıştır. Bebeto'dan sonra birçok kişi aynı gol sevincini yaptı ama ilkler unutulmaz diye boşuna dememişler, akıllarda hep Bebeto'nun o görüntüsü kaldı.



Roger Milla / 1990 :

1982 Dünya Kupası'nda Kamerun iyi bir performans göstererek akıllarda yer etmişti. O kupada 3 beraberlik alarak yenilmeyen Kamerun, 'Yenilmez Aslanlar' lakabını almıştır. 1990 Dünya Kupası'nda yine dikkatler Kamerun'un üzerinde değildi. Açılış maçında son şampiyon Arjantin'i yenen Kamerun büyük bir sürpriz yaptı. Daha sonra Romanya'yı 2-0 yenen 'Yenilmez Aslanlar' 2.tura adlarını yazdırmayı başardılar. 2.turda rakip Kolombiya'ydı. 0-0 berabere giden maça sonradan giren 38 yaşındaki tectübeli golcü Roger Milla, oyunun kaderini değiştirdi. Attığı iki gol ile Kamerun'u çeyrek finale taşıyan Milla, gol sevinçleriyle de hafızalara kazındı. Milla attığı gollerden sonra korner bayrağına gidip dans ederek, dünyaya futboldan zevk almayı öğretiyordu.



Brian Laudrup / 1994 :

Otilino Tenorio / 2006 :

Otilino Tenorio, 1980 doğumlu genç ve gelecek vaat eden bir golcüydü. Ekvator futbolunun en çok gol atan futbolcularından biriydi. Attığı golleri Spider-Man maskesi takarak kutluyordu. Aklımıza bu unutulmaz gol sevinci ile kazınmıştı. Fakat golcü oyuncu 2005 yılında bir trafik kazası sonucunda hayatını kaybetti. Tenorio'nun anısını yaşatmak isteyen Ekvadorlu futbolcular, 2006 Dünya Kupası sırasında Ivan Kavides'in attığı golden sonra maskelerini takarak unutulmaz gol sevincini tüm dünyaya tanıttılar.





Hugo Sanchez / 1986 :

Hugo Sanchez, Meksika ve Real Madrid tarihinin en golcü futbolcudur. Fakat Hugo Sanchez'i unutulmaz kılan başka bir durum ise gol sevinci olmuştur. 1986 Dünya Kupası'nda ev sahibi Meksika ile Belçika karşılaşıyordu. Azteca stadyumunu doldurmuş 100.000 kişi Hugo Sanchez'den gol bekliyordu. Hugo Sanchez'de bu beklentiye karşılık vererek Meksika'yı iki farklı öne geçiren golü atıyordu. Unutulmaz olan ise tabii ki gol sevinciydi. Futbol tarihinde ilk kez bir futbolcu bir golü parende atarak kutluyordu. Daha sonra bu gol sevincini Julius Aghahowa, Miroslav Klose, Obefemi Martins gibi futbolcular da kullansa da akıllarda hep Hugo Sanchez kaldı.



Pelé / 1970 :

Brezilya 1970 Dünya Kupası'nda, üçüncü şampiyonluğunun peşinde koşuyordu. Yarı finalde rakip İtalya'ydı. Bu dünya kupası, Pelé için son dünya kupası olacaktı. Yarı final maçına kadar birçok asist yapan 'Siyah İnci', hiç gol atamamıştı. İtalya karşısında Brezilya'nın ikinci golünü atan Pelé, turnuvanın en golcü futbolcusu Jarzinho tarafından havaya kaldırılmıştı. Bu tüm dünyaya verilen bir mesajdı. Bu gol lakabı kral olan bir oyuncunun taç giyme töreniydi. Havada asılı olan yumruk unutulmaz gol sevinçleri arasına girmeyi başardı.


  ©EmreCeSpor - Todos os direitos reservados.

Template by Dicas Blogger | Topo