.

Galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Kasım 14, 2010

Kadıköy'de Kapanan Gözler


3 hafta önce Frank Rijkaard gönderilmiş, sihirli değneğiyle Gheorghe Hagi Romanya semalarından bir kez daha İstanbul'a gelmişti. Galatasaray'ın 'help' butonundaki üç isimden biri olan Hagi, ilk maçında antrenör değiştiren takımların ekstra motivasyonu ve Fenerbahçe'nin kötü futbolundan yararlanmış, Kadıköy'de galibiyeti kaçıran taraf olmuştu.

0-0'lık sonuç haftalardır azap çeken Galatasaray taraftarının gözünü boyamak için yeterliydi. Kadıköy'de gelen beraberlik Adnan'ların da zaman kazanmasını sağladı. Ancak sonraki haftalarda oynanan futbol ile Galatasaray'da hiçbir şeyin değişmediği apaçık gözüküyordu. İlk önce Trabzonspor mağlubiyeti ve bugün Manisaspor mağlubiyeti. İki maçta da gol atamadı Galatasaray ve an itibariyle ligde eksi averaja düştü. Önümüzdeki periyotta da averaj takımı olması muhtemel bir Galatasaray var.

Peki sorun neydi Galatasaray'da ? Futbolcular mı ? Sezon başından beri araba alım-satım işi gibi sürüp giden transferler yanlış virajda son buldu. Yanlış ve gereksiz oyuncular elde kalırken, belki de yararlı olabilecekler takımdan gönderildi. Antrenör müydü problem ? Al sana Barça'nın hocasını getirdik dediler, sonra zorla istifa ettirdiler. Bizim çocuğumuz deyip Hagi'yi getirdiler, takım daha da beter oldu. Futbolcular değil, antrenör değil e peki kimlerdeydi sorun ?

Mesele kişiler değildi, sistemdi sistem. Yönetim ve idaredeki mantıktı yanlış olan. Bugün Adnan gider Mennan gelir önemli değil. Aynı mantıkta ise yönetimdekiler o zaman hiçbir şey değişmez. Gözleri Kadıköy'de kapanan gerçek Galatasaraylılar bir an önce uyanmalı ve kulübü bu zor günlerinden kurtaracak adımı atmalıdır.

Perşembe, Ekim 21, 2010

Arkasında Durmak


















Adam arkasında duruyor beyler !

Cuma, Ağustos 27, 2010

Frank Rijkaard'ı Anlamak


Franklin Edmundo Rijkaard, kısaca Frank Rijkaard. Hollanda Milli Takımı ile Avrupa Futbol Şampiyonası'nda yarı final görmüş, Hollanda Ligi'nde Sparta Rotherdam'ı küme düşürmüş, Barcelona ile Şampiyonlar Ligi'ni kazanmış, bahtsız Galatasaray teknik direktörü.

Rijkaard, 5 Haziran 2009 günü Galatasaray ile sözleşme imzaladığında Türk futbolunda bir devrim mi oluyor demiştik hep beraber. Total futbolun temsilcilerinden, 4-3-3 sistemini benimsemiş biri Galatasaray'ın başına gelmişti. Elbette bu devrimi yaparken bazı aksaklıklar olacaktı ancak herkes sonucun iyi olmasını bekliyordu.

Hem futbolculuk hem de antrenörlük kariyeri boyunca birçok başarı kazanan Rijkaard, Galatasaray'da gereken sistemi oluşturması için zamana ihtiyacı olduğunu söylüyordu. Haksız sayılmazdı da. Eldeki kadrodan cacık bile olmazdı, acil transfer gerekiyordu. Yaptı da Galatasaray transferleri, hem de kulüp tarihine geçecek maliyetlerle.

Frank Rijkaard'ın tuvalette bile düşündüğü bu sistemi oluşturmak için adam gibi futbolcular gerekiyordu. Peki transfer edilenler Rijkaard'ın kafasında planladığı sisteme uygun oyuncular mıydı ? Daha doğrusu Rijkaard mı istemişti bu futbolcuların transfer edilmesini ? Ya bu durumda bir transfer saçmalığı var, ya da Rijkaard doğru futbolcuları seçememiş transfer döneminde. Başarısızlık için diğer bir sebep olarak da transfer edilen oyuncuların gösterdiği kötü performans denilebilir. Sizce başarısızlığın sebepleri yukarıdakilerden biri mi ? Değil mi ?

O zaman size yeni bir seçenek daha sunalım. Rijkaard gelmeden önceki kadroda yer alan oyuncular Galatasaray'ı dibe doğru çekiyor. Bunlar başta savunma bölgesinde oynayan, milli takım savunmasının bel kemiğini oluşturan savunmacılar. Servet Çetin, Emre Güngör*, Hakan Balta, Sabri Sarıoğlu, Caner Erkin*, Emre Aşık* gibi defans oyuncuları acaba takımı 446 gündür geriye götüren parçalar mı ? Galatasaray'ın uç bölgesinde Baros, Keweell, Arda gibi oyuncular ne kadar iyi oynarsa oynasın, geri dörtlü her zaman takımı paçalarından tutup aşağı çekecek midir ?

Rijkaard oynattığı sistemle neden Barcelona'da başarılı oldu ? Yine aynı sistem, aynı düşünce yapısı vardı Hollandalı teknik adamın kafasında. Çünkü futbol iyi futbolcularla oynanır. Siz saha kenarında istediğiniz kadar teknik taktik çizin, futbolcuda yetenek ve beyin yoksa hepsi boşa gider. Rijkaard kafasındaki doğru sistemi Barcelona'da uygulatmayı başardı, Galatasaray'da başaramadı. Yani Rijkaard'ın değil, takımdaki oyuncuların değişmesi gerekir. Durum bu kadar basit.

Cuma, Temmuz 30, 2010

Galatasaray ve Kalecileri


Aslında bu yazıyı Galatasaray'ın Fenerbahçe ile oynadığı maçtan sonra yazacaktım. Fakat o zaman yoğun olmam nedeniyle ve Galatasaray'ın kalecilerine biraz daha süre vereyim diyerek bu yazıyı geciktirmiştim. Gelin, görün ki eşeğe altın semer vursan, eşek yine eşek.

Mahalle futbolunda, en kötü oynayan geçer kaleye genellikle. Kural böyledir. Kaleciler şişman, tekniği zayıf ve kafası pek futbola basmayan kişiler olur çoğunlukla. Bu durum bizim millet olarak kanımıza işlemiş bir olaydır. En çok itilip, kakılan bölgedir  üç direk arasındaki yer. Kimsenin ilk tercihi değildir, genellikle bir kaderin sonucudur kalecilik. İyi bir kaleci yakalamışsanız, yıllar boyu oynatmayı hedeflersiniz takımınızda. Çünkü kalecilik biraz da istikrar ve tecrübe işidir. Oynadıkça gelişen bir olgudur kalecilik. Galatasaray'da bu olguyu bir türlü yakalayamayan takımlardan. Cimbom'un altın döneminde, kalede olan Claudio Taffarel'den sonra, sarı-kırmızılı kale bir daha güven vermedi. Mondragon ile istikrar yakalansa da, iyi sonuçlar getirdiğini söylemek pek mümkün değil.

Son yıllara göz attığımız da, Morgan De Sanctis kiralık geldi ve gitti. Orkun Uşak şamar oğlanı oldu. Leo Franco geldi, Selçuk'tan yediği golden sonra ortalıkta bir daha göremedik kendisini. Bu sezon da yine riske giriliyor. Kale adayları arasında 7 yıldır oynamayı bekleyen, bir nevi Semihzede olmuş Aykut Erçetin ve daha çok magazinsel hareketleri ile gündeme gelen Ufuk Ceylan var. Bu iki kalecinin de milli takım yüzü görmeleri çok zor. Teknik olarak zayıf olan bu iki kalecide de gözle görülebilecek net sorunlar var. Yan top sıkıntısı başta geliyor elbette. Avrupa ve Türkiye'de başarıyı hedefleyen bir takım olarak Galatasaray'ın acilen kaleci sorununu çözmesi gerekiyor. Yoksa Frank Rijkaard gibi iyi bir futbol adamının takımdan gönderiliş nedeni kaleciler olabilir.

Perşembe, Temmuz 29, 2010

"Oldu da Bitti Maşallah" Tadında


Maç öyle güzel gidiyordu ki, her şey yolunda... 2 farklı üstünlüğü bulmuş, iyi bir skor avantajı ile sahada top çeviriyor Galatasaray. İnsanın bu sözlerden sonra biraz uyuyası geliyor gerçekten. Adnan Polat bile tribünde yerine kurulmuş izliyor maçı, tabii ciddiyeti bozmadan.

Fakat güzel bir rüyadan uyanır misali, 79. dakikada Galatasaray tatlı rüyadan uyanıverdi. Krstic'in attığı gol, herkeste "n'oluyoruz ya" duygusunu yarattı. Herkeste bir endişe ve skoru koruma amacı belirdi. Aman bir gol daha yemeyelim nasıl olsa orada turu geçeriz mantığı işledi sahada Galatasaraylılarda. Fakat olmayacak duaya amin demenin anlamı yoktu. Gol geliyorum diyordu. Nitekim öyle de oldu, maçın sonunda Injac'tan gelen gol, herkesin omuriliğinde soğuk ter etkisi yarattı. 10 dakika önce, skor avantajı ile rüyadan rüyaya gezen Galatasaraylı futbolcular, yüzlerine soğuk su çarpılmış gibi oldu. Golü yedikten sonra deli dana gibi koşturmaya başladı Galatasaraylı futbolcular, başta kaptan olmak üzere. Fakat iş işten geçmişti artık. OFK Belgrad, maçın son dakikalarında işi "oldu da bitti"ye getirip, üst üste 2 gol buldu ve evine gitti.

Salı, Temmuz 27, 2010

Somon Değil Pembe Hiç Değil, Onun Adı 'Mercan'

Galatasaray'ın 2010-2011 sezonu için giyeceği formalar belli oldu. 3 farklı forma giyecek olan Galatasaray'ın en çok 'mercan' rengi forması dikkat çekti. Özellikle siyah şort ile tamamlanması ilginç bir ayrıntı olmuş. Diğer formaların adı ise 'parçalı' ve 'aslan forma'.


                              
                                      

Perşembe, Temmuz 22, 2010

Değişimin Fotoğrafları

Fenerbahçe'deki değişimi biraz olsun yazmıştık. O yazının dışında, bu yıl ki transfer dönemi ile birlikte ülkemiz futbolunda yaşanan değişime göz atalım. Takımlarımızın futbol mentaliteleri değişiyor galiba.


Bu yıl Türkiye'de kanat oyuncusu patlaması yaşandı. Büyük takımlarımızın transfer dönemindeki öncelikli hedefi kanat bölgesinde oynayabilecek futbolcu bulmaktı. Önceki yılların aksine takımlarımız çok daha doğru transferler yaptılar. Beşiktaş, Ricardo Quaresma - Roberto Hilbert, Galatasaray Juan Pablo Pino ve Fenerbahçe Miroslav Stoch - Issiar Dia'yı transfer etti. Bu futbolcuların yanında, Lorik Cana ve Guti Hernandez gibi doğru futbolcular da Türkiye'nin yolunu tuttu.


Ülkemiz takımları artık Afrikalı ve Güney Amerikalı futbolcu furyasından kurtulmanın eşiğinde. İlhan Cavcav ile başlayan, Togo'nun en ücra köşelerinden getirilen futbolcu tipleri son birkaç yılda değişmeye başladı. Artık takımlar futbolcuları izleyerek, takip ederek transfer ediyorlar. Genç ve gelecek futbolculara da yöneldi takımlarımız bu transfer döneminde.


Tabii ki bu katı fotoğrafın değişmesinde, antrenörlerin de rolü büyük. Şöyle bir baktığınız zaman, Aykut Kocaman, Frank Rijkaard, Bernd Schuster, Şenol Güneş ve Ertuğrul Sağlam. Beşi de zamanında en üst düzeyde futbol oynamış, kupalar kazanmış, futboldan anlayan adamlar. En önemlisi bu teknik adamlar, iyi niyetli ve bize futbolun pozitif yönünü yansıtmaya çalışıyorlar. O yüzden ben, Türkiye futbol tarihinin en kaliteli ve futbol adına en çok şeyin sahaya konulduğu bir sezon bekliyorum. Haydi hayırlısı...

Çarşamba, Temmuz 21, 2010

Almanya'da Türk Derbisi


Fenerbahçe - Galatasaray ismi adı altında misket kupası düzenleseniz 30 bin kişi izler o maçı. Bu akşam da aynen öyle oldu. Sadece bir hazırlık maçı niteliğinde olan karşılaşmayı 34 bin seyirci(!) izledi. Maçın kazananı da, Andre Santos'un 30.dakikada attığı gol ile Fenerbahçe oldu.

Gergin geçen mücadelenin özellikle ilk 20 dakikası çok şaşırtıcı oldu. Alman hakem Thorsten Kinhöfer maçı çok ciddiye aldı. Selçuk Şahin'in attığı çelmeye hiç taviz göstermeyen hakem, 14.dakikada Fenerbahçe'yi 10 kişi bıraktı. Bu dakikadan sonra, oyunun Galatasaray yönüne döneceğini düşünenler yanıldı.

Fenerbahçe hızlı kanat oyuncuları ile Galatasaray kalesine hücum yapıyordu. Miroslav Stoch, Colin Kazım ve Andre Santos, Fenerbahçe adına ilk yarıda iyi performans gösteren futbolcular oldular. Nitekim golü de Cristian'ın güzel pasında, müthiş bir vuruşla Andre Santos attı.

Frank Rijkaard ise ikinci yarıda büyük bir taktiksel hataya imza attı. 10 kişi kalmış Fenerbahçe'ye karşı elindeki tek pivot santraforu Mehmet Batdal'ı çıkartan Hollandalı, genç kanat oyuncularına yöneldi. Bu maç tabii ki ligin 30.haftası oynanan bir derbi değildi. Sadece futbolcuları deneme ve durumlarını görme açısından önemli bir sınavdı. Galatasaray'ın önemli eksiklikleri görüldü. Özellikle kalede ve forvet bölgesinde eksiklikler göze çarptı. Sanıyorum ki Cimbom'un bu saatten sonra yapacağı transferlerde bu yönde olacaktır. Fenerbahçe'de ise savunma bölgesindeki Bekir İrtegün ve İlhan Eker'i gerçekten beklentimin üstünde buldum. Umuyorum ki Bilica'yı yedeğe çekerler.

Yukarıdaki satırlarda da dediğim gibi bu maç sadece bir deneme ve eksiklikleri görme maçıydı. Derbi olması ise mücadeleye ayrı bir tat katmıştı. Almanya'da yaşayan taraftarlar içinde keyifli bir maç oldu. Fakat Türk nereye gitse Türk'tür deyimini bu maç için kullanmazsak olmaz. Yakılan meşaleler, maçın ilk yarıda duraklamasına neden oldu. Yine Avrupa'da oynanan bir maçta çağdaş bir görüntü çizemedik. Ne yapalım bu da bizim özelliğimiz, her yerde kendimizi belli ediyoruz.

Ayrıca böyle bir maçı, en abidik gubidik yerden vermeye çalışan D-Smart'ı kınıyorum. Birçok insanın belki de bu sezon şifresiz olarak izleyebileceği tek derbi maça engel oldular. Artık ülkemizdeki futbolseverler de ne yapacaklarını şaşırdılar.

Perşembe, Temmuz 08, 2010

Galatasaray'a Arnavut Takviyesi

Galatasaray gelecek sezon için ilk yabancı transferini gerçekleştirdi. Arnavut futbolcu Lorik Cana ile 4 yıllığına anlaşan Cimbom, Cana'nın eski kulubü Sunderland'e 4.5 milyon Euro bonservis bedeli ödeyecek. Lakabı "yok edici" olan Cana, sert ve mücadeleci futbolu ile tanınıyor.

Lorik Cana, Cevad Prekazi ve Duro'dan sonra Galatasaray'da forma giyen 3. Arnavut futbolcu oldu. İsviçre ve Fransa vatandaşlıkları da bulunan Cana daha önce PSG ve Marsilya'da görev yaptı. Orta sahanın ortasında görev yapan Arnavut oyuncu, Arnavutluk Milli Takımının kaptanlığını yapıyor.

Senelik 2 milyon Euro alacak Cana, saldırgan futboluyla takıma önderlik yapabilecek kapasitede bir futbolcu. Sunderland'in kaptanlığını da yapan Cana'nın isminin okunuşu ise biraz ilginç. Arnavut kökenli bir basketbolcu olan Ermal Kuqo'nun söylediğine göre Lorik Cana ismi, "Lorik Tsana" şeklinde okunuyor.


Lorik Cana, daha Türkiye'ye gelmeden esprileri de yapılmaya başladı. Bu esprilerin bazıları şunlar :

Çok "Cana" yakın biri.
Dişe diş, "Cana" kan.
Lorik "Cana" geleceğine mala gelsin.

Lorik Cana, Galatarasay'ın ihtiyaç duyduğu ve taraftarların çok seveceği bir futbolcu stiline sahip. Cana, maçlardaki hırslı tavırlarıyla dikkatleri çekiyor. Negatif özellik olarak ise Cana için hücuma pek çıkmaması gösterilebilir. Sunderland'de oynadığı 31 maçta gol atamayan Cana, PSG'de oynadığı 69 maçta sadece 2 gol atabildi.

Perşembe, Haziran 24, 2010

Haluk Yıldırım Galatasaray'da


37 yaşındaki tecrübeli oyuncu Haluk Yıldırım gelecek sezon için Galatasaray Café Crown ile anlaştı. Haluk Yıldırım, geçen sezonu Beşiktaş Cola Turka'da geçirmişti.


  ©EmreCeSpor - Todos os direitos reservados.

Template by Dicas Blogger | Topo