.

NBA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
NBA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Haziran 23, 2011

Enis Kentır

Avrupa'da 1992 doğumlu basketbolcular arasında bir numara gösterilen, kıt'a Avrupa'sındaki en büyük rakibi Dejan Musli Caja Labarol benchinde otururken Cavs mi T'wolves mu hesabı yapan, bütün yılı boş geçse de tüm yılı Euroleague oynayarak geçiren Jonas Valanciunas'ın önünde seçilmesi beklenen basketbolcunun tellafuzu başlıkta yazan. 2 yıl öncesine kadar düz lise öğrencisi seviyesinde İngilizce'ye sahip olan Enes Kanter, 2011 draftları öncesinde kendi ismini Amerikan basınına böyle söylüyor, bize de başka türlü yazmak düşmezdi elbet.

Türkiye'den gidişine-kaçırılışına kızdım, kızıyorum Enes'in. Belki de Fenerbahçeli olmam nedeniyle derinlerde sarı-lacivert tutku beni o yöne doğru yönlendiriyor ancak sağ salim oturup düşündüğümde de yanlış yaptığı sonucuna varıyorum. Bu yanlışın ondan götürdükleri kadar kazandırdıkları da oldu. Başta dil problemini çözdü ve ufak da olsa Kristof Coulomb'un ülkesine kendisini tanıttı. Sanırım kazandırdıkları Enes için çok daha önemliydi. Saygı duymak lazımdı, duyuyorum.

Enes'in bu geceki draftlarda ilk dört içinde seçilmesi kesin. Gelin Enes için elimizdeki seçenekleri değerlendirelim.


  • Washington Wizards:

Wizards'ın 6. sıra hakkını Enes için takas edebileceği söylentileri var. John Wall, Jordan Crawford ve Enes Kanter üzerine bir takım oluşturmak istiyorlarmış. Hem Washington DC'nin New York'a yakın olması hem de kendi üzerine takım kurulacak olması Enes'in Wizards'a sıcak bakmasını sağlıyor. Ayrıca menajeri Max Ergül'ün de başkent ekibi (bu terim geçince aklıma hep Gençlerbirliği gelir) ile olan yakın bağları bu takasın olma ihtimalini güçlendiriyor.

"Boş gezenlerin boş takımı" olarak düşündüğüm Wizards eğer kadroyu silip, yukarıda saydığım üç oyuncu üzerine kurarsa Enes için iyi başlangıç olabileceği kanısındayım. Ancak bu seçimin dezavantajı sırası(6). T'Wolves ile draft sırasında takasa giderlerse en büyük şansı Wizards'a veriyorum eğer takas gerçekleşmezse şansları yok.


  • Utah Jazz:

Jerry Sloan  ve Derron Williams'ın ayrılması ile "L.A Clippers modu"na giren Utah Jazz, Enes Kanter ile ismi en az geçen takım dört takım arasında. Ancak onların en büyük kozu seçim sırası(3). Eğer Cavs Kyrie Irving sevdasından vazgeçmez ve T'Wolves Derrick Williams'a güvenirse Enes Kanter üçüncü sıraya düşecek. Jazz'ın bir uzun seçmek istediği biliniyor, o nedenle ellerinde pek fazla seçenek kalmıyor. Enes'in yerine Enes'in her karşılaştığında "tokatladığı" Jonas Valanciunas'ı veya küçük Sergei Ibaka Bismack Biyombo'yu seçmek akıllıca değil.

Enes için ısrarcı olmasalar da önlerindeki en iyi tercihi yapacaklarını düşünüyorum. Böyle bir riski alacaklarını da tahmin ediyorum eğer Enes üçüncü sıraya kalırsa. O nedenle gecenin plasesi Utah Jazz.


  • Minnesota Timberwolves:

Kevin Garnett sonrası "çürük pazar malı" misali oyuncuları bir araya getirerek başarı yakalamaya çalışan  T'Wolves son iki sezonda akılcı hamleler yapmaya başladı. Gerek Kevin Love'in ön plana çıkarılması gerek Michael Beasley'e terapi yapılıp hayata kazandırılması gerek şut özürlü ama müthiş saha görüşüne sahip Ricky Rubio'nun takıma katılması Minnesota'yı geçen sezonlara nazaran cazip hale getiren sebepler. Ancak Enes'in oyununu geliştirmek için olumlu bir takım mı, tartışılır.

Kevin Love, Nikola Pekovic (lock out olsa da olmasa da Avrupa'ya dönme olasılığı yüksek) ve Darko Milicic gibi kendisine benzer üç beyaz uzunla aynı takımda oynamak isteyeceği sanmıyorum özellikle de Wizards'ın teklifi düşünülünce. Yukarıdaki satırlarda da dediğim gibi Enes de ikinci sıradan seçilirse Wizards tarafından olmasını istiyor, takasın olmasına dua ediyor.


  • Cleveland Cavaliers:

Enes Kanter'in ilk dört içinde seçileceğini düşündüğümüzde ve Cavs'in ilk dört sıranın ikisine sahip olduğunu göz önüne aldığımızda, basit bir matematik işlemiyle LeBronzede Cavs'in Enes için %50 şansa sahip olduğunu görebiliyoruz. 1 ve 4 sıra hakları elinde bulunduran Cavs'in hayali ise ilk sıradan Kyrie Irving'i, dördüncü sıradan Enes'i seçmek. Ancak böyle bir strateji uygularlarsa Enes'i kaybetme olasılığı oldukça yüksek. İlk sıradan Irving'i aldıktan sonra takas riskine de gireceklerini düşünmüyorum.

Cleveland kağıt üstünde %50 şansa sahip gibi görünse de eli kolu bağlı şu an. Bu gece tek yapabilecekleri T'Wolves-Wizards ve Jazz üçlüsünün Enes'i seçmemesini beklemek. Ancak ben bu durumun oldukça zor olduğu kanısındayım.

Bu geceye dair Emrece tahminler:

  1. %35 Washington Wizards
  2. %30 Utah Jazz
  3. %25 Cleveland Caveliers
  4. %10 Minnesota Timberwolves

Draft2011'de dikkat edilmesi gereken isimler:

Jan Vesely, Bismack Biyombo, Kemba Walker, Brandon Knight, Marcus Morris. Ayrıca Avrupa'dan Nikola Mirotic'in Spurs tarafından ve yeni Fenerbahçeli Bojan Bogdanovic'in Bulls tarafından seçilmesini bekliyorum.

Pazartesi, Mart 28, 2011

Ömer İlk Basamağı Geride Bırakırken


7 yıl kimine göre büyük kimine göre o kadar da uzun bir süreç değildir. Ancak düşünün ki 7 yıl içerisinde yeni doğan çocuğunuz okula başlar, altıncı sınıfta okuyan bir öğrenci üniversite kapısına dayanır, üniversiteye başlayan genç zor da olsa üniversite diplomasını alır, denk gelirse 7 yılda San Antonio Spurs 3, Chicago Bulls 6 defa şampiyon olur. Tamam, 7 yılda 'Dünya değişir, Fenerbahçe Türkiye Kupasını alır.' demiyorum ama 18 yaşındaki bir çocuk bu sürede NBA'de kendini kabul ettirebilir.
Bursa'da doğan, boyu ankarenormal bir şekilde uzayan, 18 yaşına kadar profesyonel olma amacıyla basketbol oynamayan sonrasında Fenerbahçe tarafından keşfedilen biri Ömer Aşık. Bundan 7 yıl öncesine kadar belki de gece kalkmaya üşenip, canlı NBA maçı seyretmeyen Ömer, bugünlerde düşler sahnesinde adını kabul ettirmeye başlıyor. Aleaddin Yakan tedrisatından geçen 2.14'lük Ömer, basketbol terimiyle betonlaşmış ellerini ilk kez bu aşamada 'sert' mertebesine çekti. Neredeyse sıfır parmak ucu hissiyâtına sahip Aşık, ilk kez bu basamakta tanıştı Molten, Spalding salon toplarıyla. Modern basketbol anlayışı içinde 'sırık' pivot anlayışının değer kazanması ile bir adım daha kazanan Ömer Aşık, Alpella forması ligde ile smaç-blok partisi yapmaya başlayınca Fenerbahçe'ye doğru dev adımını attı. 
İlk Euroleague sezonunda; Top16'da blok kralı olan Ömer, NBA'ye göz kırpmaya başlamıştı. Bu göz kırpmanın bir platonik aşka dönüşmesine izin vermeyen Okyanus ötesi, Ömer'i görmezden gelmedi ve Chicago'ya adını kaydettirdi. Bir sezon daha oynaması ve geçmişte attığı o uzun adımlardan bir tane daha atması beklenen Ömer, neredeyse bir sezonu off geçirince basamak atlama işi bir başka bahara kaldı. Ancak geç gelen bahar, güzel geldi; Dünya Şampiyonası Ömer için muhteşem geçti. NBA öncesinde tüm leveller zor da olsa tamamlanmış, artık oyunun zor bölümlerine geçmişti genç pivot.
Bir paragraf öncesinde de bahsettiğim 'sırık' pivot anlayışındaki oklar tam anlamıyla Ömer Aşık'ı gösteriyordu. Bir nevi 80'lerin futbolundaki süpürücü rolü, Bulls'ta Ömer için biçilmişti. Üçüncü veya dördüncü pivot rolü ile sezona başlasa da ona biçilen görevi yaptığı takdirde NBA'deki ilk basamağı aşacağı aşikardı. Ancak...Ömer'in artık doğuştan gelen bir problem mi bilmiyorum ama hücum sendromu vardı. Henüz oturmayan bir pivot oyununun olmayışı, her ne hikmetse topu pota altında aldığında parkeyi öpecek kadar eğilmesi, neredeyse olmayan şutu ve efsaneleşmiş serbest atış yüzdesi Ömer'in ilk görevi yani kendini kabul ettirme aşamasını bir türlü geçememesine neden oldu. Normaldi, NBA'ye Avrupa basketbolunun tersine sayıya ve kişisel beceriye dayalı bir oyun stilindeydi. Maç başına 2.1 sayı yapan bir pivotun ilk beşe yerleşmesi, Türkiye'nin 100 metrede sprinter çıkarması ile aynı anlama geliyordu. Bu tip özelliklere sahip olan bir uzunun ilk aşamayı kolay aşmasını beklemeyemezdik. Bunun için bellli üst düzey performanslar ve özellikler gerekiyordu.
Ömer ilk üst düzey performansını Doğu'daki en büyük rakiplerinden Orlando'ya, Dwight Howard'a karşı verdi. Yakaladığı çıkış ile Doğru Konferansı finalindeki en büyük rakibi Orlando'ya karşı bir çare bulmak isteyen Bulls ve koç Tom Thibodeau, çözümü arkasındaki benchte buldu. Dwight Howard'ı belki de ligde bu sezon en fazla yavaşlatacak performansı sergileyen Ömer, takıma ve yönetime takas malzemesi olmayacağı güvenini verdi ki Houston Rockets'ın Courtney Lee-Ömer Aşık takası reddedildi. Ardından Rockets'a giden Hasheem Thabeet'ten çok daha iyi olduğu da aşikardı Aşık'ın. Son olarak rutinde götürdüğü sezonu dünkü New Jersey Nets maçındaki performası ile taçlandırdı ve NBA'deki ilk basamağı atlamayı başardı. İlk double-double'ını yaptığı maçın ardından takım içinde ve taraftarlara kendini kabul ettirmeyi başardı Ömer. Ne zaman sakatlanacağı belli olmayan Carlos Boozer ve yaşlı Kurt Thomas'ı düşündüğümüzde Ömer'e biçilen görevin sınırları gün geçtikçe artacaktır.
Sıra geldi atıp tutarak yazıyı bitirme bölümüne. Ömer bu tip performansını rutine dönüştürürse ve biraz da şansı yaver giderse en fazla NBA'in ikinci Dikembe Mutombo'su olur -ki Mutombo seviyesine çıkması çok zor. O nedenle kısa vadede olmasa bile Ömer'in kendine farklı bir yol çizmesi lazım. Belki 2-3 sezon sonrasında bir Hansbrough gibi olmasa da orta mesafe şutu olan, serbest atış yüzdesini %50'nin üzerine çıkaran ve kritik anlarda zayıf halka olmayan, aşağı eğilmeden güçlü bir bitirici gibi özellikleri repertuarına eklerse Ömer'i farklı seviyelerde görmemiz mümkün. Ancak unutulmamalı ki Ömer şu an için ilk görevini yerine getirmiş durumda. Şanssızlık olmazsa geleceğe dair Ömer'e güvenim tam, yürü be Ömer.

Cumartesi, Ocak 22, 2011

Serge Ibaka

Bir varlığa karşı sempati duymayı bazen nedenlendiremezsiniz, içinizden gelir o duygu. Elbette ortak noktanız vardır o varlıkla ama sebebini tam anlamıyla çözemezsiniz. Benim de nedenini bir türlü çözemeden sempati duyduğum ilginç sporcular var. Bunlardan ilk aklıma gelenini yazıyorum; Serge Ibaka.

Vasatın üzerinde bir NBA takipçisi olarak açıkça söylemeliyim ki Serge Ibaka ismini ilk kez 2K10'da görmüştüm. Kendime haksızlık etmeyeyim 2008 yılında draft edilmiş bir bench-warmer'ı tanımak için çok da geç kalmamışım aslında. Neyse efendim tanıdık işte bu ilginç insanı. Tanıdığım andan itibaren de ısındım genç Kongo'luya. Şimdi konu genç siyahi bir genç olunca bazı kısımlarca "gay amua goyim bu" ya çekilebilir ancak alakası yok. Hani olur, yıldız takımı maçına giden gencin velisi tribünden hep oğlunu izler ya onun gibi bir şeydi bendeki Ibaka sevigisi.

Şimdi birkaç post öncesi gibi güzel adam diyip şöyle bir fotoğraf koysam kesin gay damgasını yerdim. O nedenle usturuplu bir fotoğraf koyup postu bitiriyor...yeter lan vurmayın.

Perşembe, Kasım 18, 2010

Greg Od(u)n


2007 yılı draftlarına tarihinin en iyi uzunlarından birinin gireceği söyleniyordu. Ohio State ile NCAA'yi kasıp kavuran, yaşıtlarını ezen bir uzun geliyordu. 2003 draftı kadar olmasa da değerli ve şaşalı bir draft senesiydi 2007. T-Mac ve Dwight Howard'tan çok daha iyi iki çaylağın NBA'ye geliyor söylentileri herkesi heyecanlandırıyordu. Aynı sene Portland Trail Blazers yine bir off-season geçirmiş, draftlarda avantajlı yer kovalıyordu. İki tarafın draft gecesinde buluşması yüksel ihtimaldi.

Önceki senelerde Brandon Roy ve LaMarcus Aldrigde gibi iki önemli genci kadrosuna katan Blazers'in hedefinde Greg Oden vardı. Normaldi; uzun rotasyonunda hedefleri karşılayacak önemli bir pivot yoktu. En azından Greg Oden'a Kevin Durant'tan daha çok ihtiyaç vardı 2007'nin haziranında.

Sonuçta Blazers ilk tur birinci sıra tercihini Oden'dan yana kullandı ve Kevin Durant'ı elinin tersiyle itti. Belki de hayatının en şansız kararını almıştı GM Kevin Pritchard. Drafttan kısa bir süre sonra Greg Oden çok ciddi bir diz sakatlığı geçiriyor ve sezonu kapatıyordu. O günden beri süregelen cenabetlik bizim koca adamın peşini bırakmıyor.

Çaylak sezonuna bir yıl geç başlayan Oden dolayısıyla Blazers taraftarları dışında herkesin gözünden düşüyor. Ancak Oden kendisine güvenen topluluğu da hayal kırıklığına uğratıyor ve beklenti/sonuç oranında vasat bir sezonu arkasında bırakıyor.

Gün 17 Kasım 2010. Greg Oden artık tamamen yıldız statüsünden uzaklaşırken bir kez daha dizinden sakatlanıyor. Bu kez diğer dizinden sakatlanan Oden yine bir sezonu off olarak geçirmeye hazırlanıyor.  2.13 boya ve 140 kiloya sahip birinin 3 yılda 2 ağır diz sakatlığını kaldırması hiç kolay değil. Oden'ın gelecek sezon Free Agent olacağını düşündüğümüzde, biraz sakatlıkların da etkisiyle hak ettiği mertebeye düşeceğini öngörebiliriz.

Pazar, Ekim 17, 2010

The Jordan Challenge























EA Sports'un NBA üzerindeki hanedanlığına son veren 2K Sports, son sürümünde piyasayı tamamen dağıtacak bir hamle yaptı. Daha önce hiçbir basketbol oyununda yer almayan Michael Jordan'ı oyun içine katmayı başaran 2K Sports oyuncuların büyük beğenisini kazandı. Sırf oyun içindeki The Jordan Challenge Mode için alınması gereken NBA 2K11'i alamayanlar için oyunu biraz tanıtmak istedim.

The Jordan Challenge oyunun en dikkat çeken bölümü. Bölümün içinde Michael Jordan'ın basketbol hayatında yaptığı 10 tane görev var. İsterseniz sırasıyla bu 10 göreve göz atalım.


1The Arrival :
         20 Nisan 1986, Boston Celtics'e karşı - Doğu Konferansı birinci tur ikinci maçı.

- 63+ sayı atmak
- %50+ saha içi isabet 
- 6+ asist 

269 Points :
        28 Mart 1990, Cleveland Cavaliers'e karşı - Normal sezon maçı.

- 69+ sayı
- %50+ saha içi isabet
- 6+ asist
- Maçı kazanmak

3Shootout :
         1990, Atlanta Hawks'a karşı - Normal sezon maçı.

- Dominique Wilkins'ten fazla sayı atmak
- Dominique Wilkins'i 25 sayının altında tutmak
- 5+  asist
- Maçı kazanmak 

4Bad Boys :
         26 Mayıs 1990, Detroit Pistons'a karşı - Doğu Konferansı Finali ikinci maçı.

- 47+ sayı
- 4+ asist
- Maçı kazanmak

51991 NBA Finals :
           2 Haziran - 12 Haziran 1991, Los Angeles Lakers'a karşı - NBA Final serisi.

- 31+ sayı ortalama
- %55+ saha içi isabet ortalama
- 11+ asist ortalama
- Seriyi kazanmak

6The Shrug :
         3 Haziran 1992, Portland TrailBlazers'a karşı - NBA Finalleri dördüncü maçı.

- İlk yarıda 35+ sayı
- İlk yarıda 6+ üçlük isabeti
- Clyde Drexler'ı 20 sayının altında tutmak
- Maçı kazanmak

7.  Double Nickel :
         28 Mart 1995, New York Knicks'e karşı - Normal sezon maçı.

- 55+ sayı
- %55+ saha içi isabet
- 2+ asist
- Maçı kazanmak

8Father's Day Victory : 
          16 Haziran 1996, Seattle Supersonics'e karşı - NBA Finalleri altıncı maçı.

- 22+ sayı
- 9+ ribaund
- 7+ asist
- Maçı kazanmak

9The Flu Game :
         11 Haziran 1997, Utah Jazz'a karşı - NBA Finalleri beşinci maçı.

- 38+ sayı
- 7+ ribaund
- 5+ asist
- Maçı kazanmak

10Michael Jordan's Last Dance :
           14 Haziran 1998, Utah Jazz'a karşı - NBA Finalleri altıncı maçı.

- 45+ sayı
- 4+ top çalma
- 1+ asist
- Maçı kazanmak.

Cuma, Ekim 08, 2010

Imagine


John Lennon'ın doğum günü bugün. Müthiş insanı bir kez daha hatırlarken efsane şarkısı Imagine'ını da anımsatmamak ayıp olur diye düşünüyorum.

Her şey hayal etmekle başlar der sevgili John şarkının bir bölümünde, çok da doğru der. Hayatınızın her alanında geçerlidir bu durum, her şey hayal etmekle başlar. Peki çocukluğunda hayranlıkla izlediği, dünyanın gelmiş geçmiş en iyi pivotuyla yan yana oynamayı da hayal etmiş midir Semih Erden ? Belki de aklının ucundan geçmiyordu Shaq ile aynı takım ile oynamak. Ancak hayat ilginç işte, bakın bugün Shaq ile Semih beraber antreman yapıyor ve Shaq Semih'e kardeşim diye hitap ediyor. O nedenle siz John'u dinleyin ve hayallerinizden asla vazgeçmeyin.

Cumartesi, Eylül 25, 2010

Free Enes


Kentucky'de neredeyse tüm eyalet halkının katıldığı bir kampanya çığ gibi büyüyor. Eyaletteki yollarda, binalarda ve halkın dilinden düşmüyor bu kampanya. Sloganı ise Free Enes, yani Enes'e Özgürlük. 18 yaşındaki genç basketbolcunun NCAA'de Kentucky forması altında oynamasını istiyor bu kampanyaya katılanlar.

Geçtiğimiz sezonu Amerika'da lisede okuyarak geçiren Enes'in bu sezon ki hedefi üniversitede boy göstermek. Ancak önünde bir engel var. NCAA kuralları gereği profesyonel bir sözleşme sonucunda para kazanan bir basketbolcu Amerikan üniversitelerinde oynayamaz.

Daha önceki kural da yine Enes ve Enes gibilerin Amerika'daki üniversitelerde oynaması için düzeltilmiş bu hale getirilmişti. Peki neydi bir önceki kural ? "Profesyonel bir takımda oynayan basketbolcu, NCAA'de oynayamaz." Bildiğiniz üzere Enes Kanter, Fenerbahçe Ülker ile hem Euroleague hem de lig maçına çıktı. Bu nedenle eski kurala göre üniversitede oynayamayacaktı. Fakat kural düzenlendi ve Enes için daha uygun bir hale geldi.

Yeni kural ile birlikte asıl konu basketbolcunun profesyonel olarak para kazanıp kazanmadığı üzerine yoğunlaştı. Eğer Enes Kanter'in Fenerbahçe Ülker'den profesyonel olarak para kazanmadığı ispatlanırsa, genç pivot NCAA'de forma giyebilecek ve NBA'in kapısı ardına kadar aralanacak.

Eğer Enes'in Fenerbahçe Ülker'den para kazandığı kanıtlanırsa -ki tahminimce böyle bir durum var-  milli basketbolcu NCCA'de forma giyemeyecek. Son çare olarak ise Kentucky yönetimi, NCAA'ye başvuracak ve kuralın yeniden düzenlenmesini isteyecek.

Basketbolcuya herhangi bir ücret ödenip ödenmediği basit bir şekilde belgelerle ortaya koyulabilir ve dosya kapanır. Ayrıca Enes'in Kentucky'de oynamaması ne Fenerbahçe Ülker'e ne de Türk basketboluna katkı sağlamaz -ki bu noktadan sonra Enes'in hiçbir şekilde Fenerbahçe Ülker'de oynayacağını düşünmüyorum.

Kentucky'de düzenlenen bu kampanya ve çalışmalar, Fenerbahçe Ülker yönetimine bir tepki değil . "Enes'i serbest bırakın" sloganı altında NCAA yönetimini etkileme çabasının olduğunu düşünüyorum. Kentucky Wild Cats'in güçlü bir lobisi olduğu hatırlandığında yönetmelikteki ufak bir düzenleme çok da zor olmaz. Kentucky halkının iddia ettiği gibi ortada herhangi bir ödeme yoksa, bizim bu konuları tartışmamız değil, 2011 Draft gecesini beklememiz gerekir.

Cuma, Ağustos 13, 2010

5.Durak

Fastbreak E-Basketbol dergisinin kapanması üzerine, Ağustos sayısı yazımı buradan yayınlıyorum. İşte 23.07.2010 tarihli yazı :
Hidayet Türkoğlu, mutlu sona ulaştı ve Toronto Raptors'dan ayrıldı. Hido, Leandro Barbosa karşılığında takas olarak Arizona'nın yolunu tuttu. 10. NBA sezonunda 5. farklı takımıyla anlaşan Hido'nun NBA kariyerini dair inceleme/analiz yaptım.


2000 yılı dratlarında, 16.sıradan seçilen Hidayet Türkoğlu uzun bir NBA macerasının, ilk adımını atmıştı. Hidayet'i draft eden takım ise bilindiği üzere Sacremento Kings'ti. Kings, Hido ile sözleşme imzalamak için İstanbul'a gelmiş, bu imza da tarihe bir ilk olarak geçmişti.


Hido'nun Sacremento Kings macerası genç ve tecrübesiz olması nedeniyle çok etkileyici olmadı. Özellikle de Peja Stojakovic'in Hido ile aynı bölgede görev yapmasından dolayı, ön planda olma şansı azdı. Yine de ilgi çekmeyi başaran Hidayet 2002 All-Star'ın da, Çaylaklar - İkinci Yıl Oyuncuları etkinliğine katıldı. Normal sezonda ise benchten gelerek takıma katkı sağlayan Hido, Denver Nuggets maçında 31 sayı atarak kariyer rekorunu kırdı.


Kings de Hido da birbirinden mutluydu. Bu nedenle sözleşme 2 yıl daha uzatıldı. Fakat bu anlaşmadan sonra Hido'nun peşini şanssızlıklar bir türlü bırakmadı. Hidayet kariyerinde, uzun bir süre istikrarı yakalayamadı.


2003 yılında San Antonio Spurs'e takas olan Hido, kariyerinin ikinci durağına gelmişti. İkinci basamak Hido için pek iyi geçmedi. Sakatlık sorunları ile boğuşan Milli basketbolcumuz, Spurs'de mutlu olamadı. İkinci durağında da ön plana çıkamayan Hido, artık önemli roller üstleneceği bir takımda yer almak istiyordu. Bu şartlara en uygun takımlardan birisi de Orlando Magic'ti. Gelecek için önemli planları olan Magic, Hidayet'e önemli görevler vermek istiyordu. Hido bu teklifi geri çevirmeyerek 2004 yılında, Orlando Magic ile 6 yıl için 39 milyon dolarlık bir sözleşme imzaladı.


Hido, 4 yıllık kısa NBA kariyerinde, üç farklı takımda forma giyecekti. Fakat bu sefer verilen karar yerindeydi. Olumlu ve sağlam bir projenin içinde yer alan Hido, takımı ile birlikte kendisinin değerini de yükseltti. Hidayet, kadro içinde başta Dwight Howard olmak üzere, Tony Battie, Steve Francis gibi basketbolcular ile iyi ilişkiler kurmuştu. Güçlü bir takım olgusu gelişiyordu zaman içinde. Bu takım olgusunun yanına, birkaç iyi parça da eklenince başarı kaçınılmaz olmuştu. Takımdaki basketbolcular, her geçen gün tecrübe kazanıyor, kendilerini geliştiriyorlardı. Özellikle de Dwight Howard yıldız bir basketbolcu olma yolunda hızla ilerliyordu. NBA'in ileri de en önemli yüzlerinden biri olabilirdi.


Hido, 2006 yazında Milli takım ile Japonya'ya gitmeyerek, özel çalışma yapıp, fizik tedavi gördü. Yeni NBA sezonuna en iyi şekilde başlamak isteyen Hido, eksiklerini kapatmak istiyordu.


Kendisine önem veren ve ön planda olabileceği bir takımda yer alıyordu artık Hido. Sezon içinde oynadığı çoğu maça ilk beşte başlıyor, önemli süreler alıyor, takıma önemli katkılar yapıyordu Hidayet. Ayrıca Hido, Orlando Magic'in 4 yıl aradan sonra play-off'lara kalmasında da önemli roller üstlenmişti. Fakat takım olarak tecrübesizliklerinin kurbanı olmuşlar ve ilk turda elenmişlerdi.


30 yaşına yaklaşan Hido, yaşının aksine kendisini geliştirmeye devam ediyordu. NBA'in en iyi pasörlerinden biri olmayı kısa zaman içinde başardı. Özellikle Dwight Howard ile olan uyumu, Hido'ya da büyük yarar sağladı. Howard'ın iyi bir pivot olmasında Hidayet'in rolü büyüktü. Takım içinde iyi bir uyum yakalayan Magic, Play-Off'lara bir kez daha kalıyordu. Sezon içinde 39 sayı atarak kariyer rekorunu kıran Hido, Play-Off'larda da etkin rol üstlendi. Magic, Toronto Raptors'ı eledikten sonra, yine Detroit Pistons'a elendi ve sezonu tamamladı. Fakat Hido için sezon iyi bir şekilde kapanmıştı. Hidayet yine bir ilki gerçekleştirerek, En Çok Gelişme Kaydeden Oyuncu ödülünün sahibi oldu.


Hidayet Türkoğlu, yaşının da ilerlemesi ile oyununa her geçen gün yeni bir şeyler kattı. Magic'in en önemli 2-3 parçasında biri haline geldi. Takımın en güvenilen isimlerinden biri oldu. Son saniye toplarının değişilmez ismi oldu. Hatta son topları kullanmaktaki başarısından dolayı Hidayet'e, "Bay dördüncü çeyrek" lakabı takıldı. El yakan topları, hiç çekinmeden kullanmak istemesi onun ne kadar olgunlaştığını gösteriyordu. Hido, 08-2009 sezonunda kariyerinin zirvesine ulaştı. Takımın içinde oluşturulan olumlu sinerji ile, güçlü rakiplerini birer birer eleyen Magic, 14 yıl aradan sonra NBA Finallerine yükseldi. Rakipleri, oturmuş kadrosu ile güçlü L.A Lakers'dı. Hido'lu Magic, Lakers'a karşı koyamayarak kaybetti ama Hido için çok iyi bir tecrübe olmuştu bu final serisi. Hido, 2004 yılında Magic ile imzaladığı 6 yıllık sözleşmenin sonuna gelmişti. Ufukta yeni bir durak gözüküyordu. Hido, hayatının gelecek günlerini de düşünerek, Toronto Raptors ile 5 yıl için 53 milyon dolar karşılığında anlaştı.


Hido'nun Toronto'yu seçme nedenleri çok açıktı. Toronto'nun kozmopolit bir şehir olması, Türklerin daha yoğunlukla yaşadığı bir bölge olması ve teklif edilen paranın daha fazla olması, Hido'nun tercihini Kanada'ya yönlendirdi. Fakat Hidayet'in Kanada'ya ayak basmasında itibaren işlerin yolunda gittiğini söylemek, biraz Polyanna'cılık olur. Raptors taraftarları, Hido'dan Magic günlerinde oynadığı basketbolu bekliyordu. Fakat Hido için bu basketbolu oynamak çok zordu. Çünkü ortada ne bir koç ne de bir koçun oynattığı sistem vardı. Oyun daha çok Chris Bosh'ın üzerinden dönüyordu. Hido'ya yönelik bir oyun seti yoktu. Raptors koçu Bryan Colangelo, Hido'yu taraftarların önüne yem olarak attı. Başarısızlıklar sonucunda ortada kalacak bütün yük, Hido'nun üstüne yıkılmıştı. Hido'da üstünde yaratılan baskılara dayanamadı ve Raptors'dan ayrıldı. Dikkat edin, Hidayet'in 4.durağı Raptors'da, Hido'nun basketbolu hakkındaki daha hiç konuşamadık. Çünkü diğer yan etkenler, Hido'nun Kanada macerasının önüne geçmişti. Hido sonunda mutlu sona ulaşarak, Air Canada Center'dan ayrıldı ve Arizona'nın yolunu tuttu. Hido için 5. durak, Phoenix Suns oldu.


Kanada'nın soğuk havasından, Arizona'nın sıcak iklimlerine adım attı Hido. Artık yeni hedefler doğrultusunda, 5.durağına da varmış durumda. 31 yaşındaki bir basketbolcu olarak şampiyonluk yüzüğü, içinde bir ukde olarak kalmıştır kanımca. Fakat bunun artık zor olduğunu herkes biliyor. Hido'nun hedefleri de artık değişmiştir herhalde. Göze hoş gelen basketbol oynayarak, NBA kariyerini sonlardırmak, Hido için en iyisi olacaktır. Bu amacını da, en iyi şekilde gerçekleştirebileceği takım Phoenix Suns olurdu. Hido da doğru kararı verdi. Artık onu 19 numaralı Phoenix Suns forması ile izleyeceğiz. Önümüzdeki günlerde, Hido'nun 5.durağında neler yapabileceğini hep birlikte göreceğiz. Haydi hayırlısı diyelim.

Çarşamba, Ağustos 11, 2010

Büyük Takas

NBA'de 4 takımın ve 5 oyuncunun içinde bulunduğu büyük takas gerçekleşti. Houston Rockets, New Orleans Hornets, Indiana Pacers ve New Jersey Nets'in katıldığı bu büyük takas sonucunda 5 basketbolcu yer değiştirdi. Rockets'da oynayan Trevor Ariza Hornets'e, Hornets'den Darren Collison ve James Posey Pacers'a, Troy Murphy Pacers'tan Nets'e ve Courtney Lee Nets'den Rockets'a takas oldu. Takas olanlar, vitrinde yer almayan ancak takım için yararlı işler yapabilecek isimler. Bu beş oyuncu da, görev adamlığı ile süper yıldızlık kademelerinin arasında kalmış, gittikleri takıma yama yaparak eksiklerini kapatacak tipte. 4 takımında takastan zararlı çıktığını düşünmüyorum. Yararlı olurlar mı ? Orası da şimdilik meçhul gibi.

Salı, Ağustos 10, 2010

T-Mac Pistons'da


NBA'in en önemli yıldızlarından Tracy McGrady, sonunda takımını buldu. T-Mac Detroit Piston ile 1 yıl için 1.3 milyon dolar karşılığında anlaştı. Geçtiğimiz sezon New York Knicks forması giyen 30 yaşındaki forvet için Detroit Pistons kariyerinin beşinci durağı olacak.

T-Mac gibi bir süper yıldızın yıllık 1.3 milyon dolara oynaması gerçekten çok şaşırtıcı. Sanırım o da toparlanmak istiyor. Bu nedenle kendisine önerilen teklifi, ücrete bakmadan kabul etmiş. Zaten Houston Rockets'da oynamadan kazandığı paralar Tracy McGrady'e yeter de artar bile. Peki T-Mac için Pistons doğru karar mı ? Süper yıldızın amacı kariyerini yeniden diriltmek. Pistons bu amaca uygun bir takım mı ? Geçen sezonu felaket bir şekilde geçiren Pistons, T-Mac'e ilaç olur mu ? Bence tüm soruların cevabı hayır. Peki Pistons'ın yarasına Tracy McGrady merhem olur mu ? Pistons'ın tekrar eski günlerine dönmesini sağlayabilir mi ? Bence bu soruların cevabı da hayır. O zaman neden böyle bir anlaşma yapıldı ? Umarım ilerleyen aylarda yanılan ben olurum.

Not: Fotoğraf 1999 yılında çekilmiş. (SI)

Cumartesi, Ağustos 07, 2010

Günün Fotoğrafı


Karşınızda 4 yaşındaki Dwayne Wade.

Perşembe, Ağustos 05, 2010

Shaquille O'neal Celtics'de


NBA'de 18.sezonunu geçirecek olan Shaquille O'neal, Doğu Konferansının güçlü takımlarından Boston Celtics ile anlaştı. 38 yaşına gelen Shaq, Celtics'in minumum veteran kontrat teklifini kabul etti. Daha önce 2 yıl daha basketbol oynamak istediğini söyleyen yıldız pivot Celtics ile 1 yıllığına anlaştı. Ayrıca Shaq, Celtics'de 36 numaralı formayı giyecek.

Shaq'ın gelişi, Boston Celtics'in uzun rotasyonunu genişletirken, Semih Erden'in hayal olarak gözüken dakikalarını da sildi süpürdü. Los Angeles Lakers ile oynanan final serisinde sakatlanan Kendrick Perkins'in yıl ortasında takıma katılacağını düşünürsek, Celtics'in sezon başı kadrosundaki uzun rotasyonu Kevin Garnett, Glen Davis, Jermain O'neal, Shaquille O'neal'dan oluşabilir. Semih Erden ise bu isimlerden forma kapmak için bir mucizeyi beklemek zorunda gibi.

Meraklısı resmi açıklamaya da bakmak isterse buradan buyursun.

Salı, Ağustos 03, 2010

Hido Kanada Basınına Konuştu


Hido, Toronto Raptors'dan ayrılması üzerine Kanada basınına bir röportaj verdi. Raptors'da mutsuz bir sezon geçiren Hido, Raptors günleri  ile ilgili şunları söyledi :
"Raptors'da yanlış bir organizasyon vardı ve kimse böyle bir organizasyonun içinde bulunmak istemezdi. Bunu sadece oyuncular değil herkes görüyordu. Toronto Raptors yönetimi beni ve Chris Bosh'u, biz takımdan ayrıldıktan sonra eleştirdi. Eğer bizden kaynaklana bir durum varsa neden eleştirilerini sezon içinde yapmadılar ? Neden Chris Bosh bana böyle bir sorunun olduğunu söylemedi. Her neyse şimdi Chris de takımdan ayrıldı artık bu konuları bir daha konuşmanın anlamı yok."
Sanırım Hido bu açıklaması ile Raptors macerasına son noktayı koymuş oldu, artık kötü günleri tamamen arkasında bırakmış oldu.

EmreCeSpor özel haberidir.

Cuma, Temmuz 30, 2010

Bir Gariptir Ölüm, Engel Olamazsın


13 yıl boyunca NBA'de forma giyen 35 yaşındaki pivot Lorenzen Wright, 28 Temmuz akşamı ölü olarak bulundu. 19 Temmuzdan beri kayıp olduğu bilinen Wright'ın cesedi, Memphis polis departmanı tarafından, isimsiz bir vatandaşın ihbarı üzerine tespit edildi.


NBA'de yer alan basketbolcuların kötü işlere buluşmaları çok şaşılacak bir durum değil. Gerek mafya gerek uyuşturucu ticareti yüzünden birçok ünlü basketbolcu karanlık işlere bulaşır. Özellikle siyahi basketbolcuların kötü işlere bulaşmamaları sürpriz bir durumdur NBA'de. Karanlık işlerin kurbanı olan bir diğer basketbolcu da Lorenzen Wright oldu. Wright'ın özel hayatı iyi gitmiyordu. Ormanlık alanda ölü olarak bulunan Wright'ın eşi Sherra Robinson Wright, Lorenzen Wright'ın ölümüne çok üzüldüğünü açıkladı.  Sherra Wright, ünlü basketbolcu kaybolduğu sırada, evine üç silahlı adamın geldiğini ve çok korktuğunu söyledi. Lorenzen Wright'ın mafya ile bağlantısının olup olmadığı ise araştırılıyor.  Ayrıca Wright, 2003 yılında kızı Sierra Simone Wright'ın ölümünden sonra kendisini yardım ve hayır işlerine adamıştı.  Hatta kızının adına bir burs fonu kurdu. Memphis'teki birçok öğrenciYE yardımda bulundu.

35 yaşındaki basketbolcunun ölümü, NBA'in de ismine büyük bir darbe vurmuş durumda.

Basketbolda Transfer Piyasası #7


- Detroit Pistons, guard Will Bynum ile yeniden anlaşma sağladı.

- David Hawkins, İtalya'da dolaşmaya devam ediyor. Lottomatica Roma ve Montepaschi Siena'dan sonra Hawkins'in yeni durağı Armani Jeans Milano oldu.

- Joey Graham, Cleveland Cavaliers ile 2 yıllık sözleşme imzaladı.

- Eddie House, Miami Heat ile 2 yıllık sözleşme imzaladı. House, 2 yıl için 2.8 milyon dolar alacak.

- DKV Joventut Badalona, Carl English ile anlaşmaya vardı.

- Banvitspot, Sloven power-forvet Vladimir Golubovic ile anlaştı.

- Boston Celtics, guard bölgesini Von Vafer ile takviye etti. Von Vafer, geçen yılı Olympiacos'ta geçirmişti.

Pazartesi, Temmuz 26, 2010

Basketbolda Transfer Piyasası #6





- Stephan Marbury, Çin'in Shanxi Zhongyu takımı ile tekrardan anlaştı. Geçtiğimiz sezonu da Çin Ligi(CBA)'de geçiren Marbury, 22.9 sayı ve 9.5 asist ortalamaları tutturmuştu.

- Damir Mrsic kesin olarak basketbolu bıraktığını açıkladı. 39 yaşındaki tecrübeli oyun kurucu, 7 sezon Fenerbahçe forması giymişti. Mrsic'in genel menajer olabileceği, söylentiler arasında.

- Paulius Jankunas, eski takımı Zalgiris Kaunas ile anlaştı. Evine dönen Jankunas geçen sezonu Rus takımı BC Khimki'de geçirmişti. Jankunas, Litvanya Milli takımının da önemli parçalarından.

- İspanyol guard Carlos Cabezas, BC Khimki'den ayrıldığını açıkladı. Cabezas'ın İspanya'ya dönme ihtimali çok yüksek. Seçenekler arasında ise en yakın tercih olarak, eski takımı Unicaja Malaga duruyor.

- Los Angeles Clippers, forvet Rasual Butler ile anlaştı.

- BC Khimki, uzun takviyesi yaptı. Hırvat Kresimir Loncar ve Rus Alexey Savrasenko, gelecek sezonda BC Khimki forması giyecek.

- Tecrübeli guard Dusan Kecman, Partizan ile olan sözleşmesini uzattı. Kecman, bir dönem Efes Pilsen ve Panathinaikos formaları giymişti.

Perşembe, Temmuz 22, 2010

Basketbolda Transfer Piyasası #3


- Tecrübeli pivot Tony Battie, Philedelphia 76ers ile anlaştı. Battie geçen sezonu New Jersey Nets'de geçirmiş ve 2.4 sayı ortalaması ile oynamıştı.

- Atlanta Hawks, Los Angeles Lakers'ın pivotu Josh Powell ile 1 yıllık sözleşme imzaladı. Powell minumum kontratı kabul ederek, bu yıl için 1 milyon $ alacak.

- Free Agent konumundaki Wesley Matthews Portland Trail Blazers ile anlaştı. Matthews, Blazers'da 2 numaralı formayı giyecek.

- Spartak St.Petersburg eski CSKA'lı guard Anton Ponkrashov ile 2 yıllığına anlaştı. 24 yaşındaki genç guard, Rusya Milli takımında da süre alıyor.

- Free Agent durumdaki tecrübeli guard Luke Ridnour, Minnesota Timberwolves ile anlaşma sağladı.

- Geçtiğimiz sezonu Cibona Zagreb'te geçiren Amerikalı forvet Jamont Gordon, CSKA Moskova ile anlaşmıştı. Bu transferden sonra, Gordon'ın Rusya Milli takımı için oynayabileceği konuşuluyor.

- Real Madrid kadrosundaki değişime devam ediyor. İspanyol devi son olarak Clay Tucker ile 1 yıllığına anlaştı.

- Eski Mersin B.Ş.B'li Jared Homan, Virtus Bologna'ya transfer oldu. Homan, geçtiğimiz sezonu Cibona Zagreb'te geçirmişti.

- Fenerbahçe'nin Euroleague'deki rakiplerinden Lietuvos Rytas, genç basketbolcusu Steponas Babrauskas ile sözleşme yeniledi.

- Barcelona tecrübeli İtalyan guard Gianluca Basile ile sözleşme yeniledi.

- Partizan, Dusan Kecman ile sözleşme tazelerken, Alexander Rasic ile yollarını ayırdı.

- Geçtiğimiz sezon Unicaja Malaga ve Caja Laboral formaları giyen Amerikalı guard Taquan Dean, İtalyan ekibi Air Avellino ile anlaştı.

Çarşamba, Temmuz 21, 2010

Hido İmzaladı


Hidayet Türkoğlu, daha önceden anlaştığını açıkladığı Phoenix Suns ile sözleşme imzaladı. Hido trade-sign yoluyla, Leandro Barbosa ve Dwayne Jones karşılığında Phoenix Suns'a takas olmuştu.

İmza töreninde bulunan Phoenix Suns Koçu Alvin Gentry ise şu açıklamalarda bulundu: "Hidayet çok yönlü bir oyuncu ve takımdaki sisteme çok uygun bir basketbolcu. Hido 3 farklı pozisyonda da oynayabilen, son toplarda güvenebileceğimiz bir isim. Onun da sistemimize uyması için çalışması gerekiyor."

Hido geçen sezonu Toronto Raptors'da geçirmiş ve 12.2 sayı ortalaması ile oynamıştı. NBA'de 10.sezonunu oynayacak olan Hido, Phoenix Suns'ta 4 yıl geçirecek ve 19 numaralı formayı giyecek. Ben de Hido'ya yeni takımında başarılar diliyorum.

Miami Heat : "Benden Bu Kadar"

Miami Heat, bu yaz yaptığı transferler ile adından sıkça söz ettirdi. Yıldız oyuncusu Dwayne Wade'in yanına iki süperstar daha katan Heat, yan parçaları da eklemeyi bitirdi. Bugün itibariyle Miami'nin kadrosunu hemen hemen oluşmuş durumda. Transfer piyasasına da "Bende bu kadar" demiş gibi.

Dwayne Wade ve Udonis Haslem ile sözleşme yenileyen Heat, salary cap'i fazla zorlamadan kadrosunu oluşturmayı başardı. Pat Riley, Wade-Bosh-Lebron üçlüsünün yanına, akıllıca eklemeler yaptı. Zydrunas Ilgauskas, Jamaal Magloire, Mike Miller ve Joel Anthony ile anlaşan Florida ekibi son parça olarak da Juan Howard ile anlaştı.



Heat'in kadrosuna şöyle bir göz atacak olursak; Dwayne Wade, Lebron James, Chris Bosh, Udonis Haslem, Zydrunas Ilgauskas, Jamaal Magloire, Joel Anthony, Mike Miller, Mario Chalmers, James Jones, Dexter Pittman gibi 12 kişilik bir ekip önümüze çıkıyor. Tabii ki free agent konumunda olan Carlos Arroyo ve Yakhouba Diawara'da katılabilir bu müthiş takıma.

Bu transfer başarısının arkasındaki birinci isim tabii ki Pat Riley. Olağanüstü ikna kabiliyeti ile böyle bir kadro oluşturdu tecrübeli basketbol adamı. Artık oluşturulan kadronun meyvelerini toplamak da yemek de Pat Riley'nin keyfi olacak.

Cumartesi, Temmuz 17, 2010

Basketbolda Transfer Piyasası #2



- Orlanda Magic, J.J Redick'i kadrosunda tutmayı başardı. Chicago Bulls'un teklif ettiği 5 yıl için19 md teklifi karşılayan Magic, şutör oyuncu ile tekrar anlaştı.

- Bo McCalebb'in hedefi büyük gözüküyor. Avrupa'nın devlerine göz kırpan başarılı guard, Maccabi Tel-Aviv'de oynamak istiyor.

- Boston Celtics, geçen sezon Eddie House karşılığında New York Knicks'ten aldığı guardı Nate Robinson ile sözleşme yeniledi. Nate 2 yıl için 9 md alacak.

-İspanyol forvet Rudy Fernandez Avrupa'ya dönmek istiyor. Fernandez ile Panathinakos, Real Madrid ve Regal Barcelona'nın ilgilendiği konuşuluyor. Daha önce Portland Trail Blazzers'da mutsuz olduğunu açıklayan 25 yaşındaki oyuncunun NBA'de de farklı tercihlere yönelebileceği gelen haberler arasında.

-Efes Pilsen'in Euroleague'deki rakiplerinden Panathinaikos, kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor. Pana, 2 Yunan basketbolcu ile de sözleşme imzaladı. Ian Vougiouskas ve Kostas Kaimakoglou gelecek sezon yeşil yoncaların formasını giyecek.

- Chicago Bulls, kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor. Ronnie Brewer önümüzdeki 3 sezon boyunca Bulls forması giyecek. Brewer, 3 yıl için 12,5 md alacak.

- Zalgiris Kaunas, Omar Samhan ile 2 yıllık sözleşme imzladı. 22 yaşındaki Amerikalı pivot böylece ilk profesyonel deneyimi yaşayacak. Saint Mary's Üniversitesinde 21.3 sayı ortalamasıyla oynayan Samhan iyi bir transfer olarak gözüküyor.

- Daha önce Beşiktaş Cola Turka ve Pınar Karşıyaka'da da forma giyen K'Zell Wesson önümüzdeki sezon Türk Telekom forması giyecek.

- Miami Heat kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor. Heat 2010 draftlarında 32.sıradan seçilen Dexter Pittman ile sözleşme imzaladı. Pittman, Teksas Üniversite mezunu. Ayrıca Heat, eski oyuncusu Joel Anthony ile anlaşma sağladı. Anthony 5 yıl için 18 md alacak.

- 40 yaşındaki emektar Polonyalı basketbolcu Adam Woycik, oynamaya devam dedi. Woycik gelecek sezonda Polonya 2.liginde oynayacak. Woycik geçen sezonu Turow'da geçirmiş ve 6.9 sayı ortalaması ile oynamıştı.

Kaynak : Buradan yararlanılmıştır.


  ©EmreCeSpor - Todos os direitos reservados.

Template by Dicas Blogger | Topo