.

Cuma, Kasım 26, 2010

George Best

Adı Belfast'taki iki havaalanından birine verilmiş olan efsane.
25 Kasım 2005 günü gözlerini yummuştu futbol tarihinin en yetenekli futbolcularından George Best. Hayatının üç aşkından biri olan alkol onu 59 yaşında diğer dünyaya alıp götürmüştü. Ancak futbol Best'in efsane olması için yeterliydi. Çünkü Best futbolu adına yakışacak düzeyde oynardı.

George Best'in hayatının bir diğer anlamı ise kadınlardı. Rakip takımların maçlarından çok güzellik yarışmalarını takip ederdi diye bir söylenti var, ne kadarı doğru bilemiyorum. Britanya'da nerede güzel, genç ve tasdikli bir kadın orada Best vardı.

Best belki futbol hayatı boyunca bir müze dolusu kupa kazanmadı ancak futbol tarihinde çığır açtı. Rahatlığı ve doğallığı yansıttı yeşil sahaya. Alkolik olarak maça çıkması belki tarihin en güzel gollerini görmemizi engelledi ama felsefesi her zaman aklımızın köşesinde oldu.

5. ölüm gününü saygıyla anıyoruz Kuzey İrlandalı...

*Ayrıca Klasik Futbol Blog'un George Best yazısı önerilir.

Perşembe, Kasım 25, 2010

Hastasıyız


Tek kelime ile hastasıyız, hem oyununa hem de güzelliğine.

Pazar, Kasım 21, 2010

Vidmar'ın Yerini Doldurmaca 1


Gasper Vidmar'ın sakatlığı hakkında uzun uzadıya yazmıştık tam burada. Bu uzun süreli sakatlığın takımı nasıl etkiyeceğini, eksikliğin takım içinden ve dışından nasıl doldurulabileceğine dair beyin fırtınası yapmıştık. Ancak hiç böylesini tahmin etmemiştik açıkçası; müzmin sakat Sean May (2.06) denenmek üzere İstanbul'a geliyor.

Parlak kolej kariyerini bir o kadar kara olan NBA kariyeri takip eden 'Glen Davisvari' Sean May, draftlarda 13.sıradan seçilme başarısını göstermiş biri. Yani kumaş var, belli bir düzeyde yetenek ve basketbol zekası da var. Peki fizikî açıdan Sean May hala o seviyede mi ? Bunu söylemek çok zor. Özellikle o kilo/boy orantısına göre geçirdiği sakatlıklar kariyerini önemli ölçüde etkiledi.

Fenerbahçe Ülker, kendi ağzından da dediği gibi bir olta attı, balık gelirse ne alâ, gelmezse canlar sağ olsun denilecek ve yeni hedeflere yönelinecek. Özellikle TOP 16 sonrasında seçenekler ve fırsatlar çoğalacaktır, o noktadan sonra gerçek katkı verecek isimleri beklememiz daha akılcı olacaktır.

Cuma, Kasım 19, 2010

Flashback 10


                             Mirsad Türkcan - Marcus Haislip Kavgası

Neredeyse 4 yıl önce olmuştu bu kavga, 12 Kasım 2006. Ülker ile Fenerbahçe'nin birleştiği ilk yılda ilk Efes Pilsen karşılaşması. Fark açılmış, rahat bir oyunla Fenerbahçe Ülker öndeyken bir anda oluveren ve hafızalara kazınacak bir kavga. Tabii sonrasında iki tarafında alacağı 9'ar maçlık ceza.

Perşembe, Kasım 18, 2010

Greg Od(u)n


2007 yılı draftlarına tarihinin en iyi uzunlarından birinin gireceği söyleniyordu. Ohio State ile NCAA'yi kasıp kavuran, yaşıtlarını ezen bir uzun geliyordu. 2003 draftı kadar olmasa da değerli ve şaşalı bir draft senesiydi 2007. T-Mac ve Dwight Howard'tan çok daha iyi iki çaylağın NBA'ye geliyor söylentileri herkesi heyecanlandırıyordu. Aynı sene Portland Trail Blazers yine bir off-season geçirmiş, draftlarda avantajlı yer kovalıyordu. İki tarafın draft gecesinde buluşması yüksel ihtimaldi.

Önceki senelerde Brandon Roy ve LaMarcus Aldrigde gibi iki önemli genci kadrosuna katan Blazers'in hedefinde Greg Oden vardı. Normaldi; uzun rotasyonunda hedefleri karşılayacak önemli bir pivot yoktu. En azından Greg Oden'a Kevin Durant'tan daha çok ihtiyaç vardı 2007'nin haziranında.

Sonuçta Blazers ilk tur birinci sıra tercihini Oden'dan yana kullandı ve Kevin Durant'ı elinin tersiyle itti. Belki de hayatının en şansız kararını almıştı GM Kevin Pritchard. Drafttan kısa bir süre sonra Greg Oden çok ciddi bir diz sakatlığı geçiriyor ve sezonu kapatıyordu. O günden beri süregelen cenabetlik bizim koca adamın peşini bırakmıyor.

Çaylak sezonuna bir yıl geç başlayan Oden dolayısıyla Blazers taraftarları dışında herkesin gözünden düşüyor. Ancak Oden kendisine güvenen topluluğu da hayal kırıklığına uğratıyor ve beklenti/sonuç oranında vasat bir sezonu arkasında bırakıyor.

Gün 17 Kasım 2010. Greg Oden artık tamamen yıldız statüsünden uzaklaşırken bir kez daha dizinden sakatlanıyor. Bu kez diğer dizinden sakatlanan Oden yine bir sezonu off olarak geçirmeye hazırlanıyor.  2.13 boya ve 140 kiloya sahip birinin 3 yılda 2 ağır diz sakatlığını kaldırması hiç kolay değil. Oden'ın gelecek sezon Free Agent olacağını düşündüğümüzde, biraz sakatlıkların da etkisiyle hak ettiği mertebeye düşeceğini öngörebiliriz.

Kaçan Balık Büyük Olur












Vidmar sakatlandığından beri içimde hep sıkıntıydı Cholet deplasmanı. Montepaschi Siena'nın Barça ile oynadığı haftayı deplasman galibiyeti ile kapatmak şöbiyete benzerdi. Ancak olmadı; Cholet Basket 82 - 78 ile maçı kazanan taraf oldu.

Yarı sahayı geçtiğinde sayı bulmadan dönmeyen Cholet Basket'in maç içindeki en önemli kozu ribaundlar oldu. Maç sonunda 40 - 37'i ribaundlarda üstün olan taraf Fenerbahçe Ülker olsa da, Gasper Vidmar'ın yokluğunda büyük sorun yaşadık pota altında. Özellikle verilen 15 hücum ribaundu namağlup bir Euroleague takımına hiç yakışmadı.

Bu maçtan kafama takılan notları madde madde çıkarmak gerekirse;
  • Gasper Vidmar'ın takım içindeki önemi net olarak anlaşıldı. Özellikle TOP 16 ve ilerisi için uzun takviyesinin şart olduğu görüldü. Her ne kadar Kaya Peker iyi niyetli oynasa da, takımı içi sertliği bir türlü tutturamadık. 
  • Oğuz-Lavrinovic ikilisine bir parantez açmak lazım. Hep derim Fransız takımları bize ters geliyor diye, bu teori özellikle Oğuz-Lavrinovic ikilisini vurdu. Zaten yavaş olan Oğuz siyahi ve hızlı Cholet uzunlarına karşı varlık gösteremedi. Ancak Darjus'un kahredici performansı eksi notlarımın başında yer alıyor. 0/5 üçlük fazla söze gerektirmiyor.
  • Hakemler, hakemler, hakemler. Ulan yenilgiyi hakemlere mi bağlıyorsunuz diye atarlanmaya hiç gerek yok, maçı izleyen taraflı tarafsız herkes hakemlerin maçı nasıl yönettiğini görmüştür. Sırf bize değil, karşılıklı olarak çalınan bolca yanlış karar maçın gidişatı önemli ölçüde etkili. Euroleague organizasyonu içinde böyle hakemler gördükçe deliriyorum.
  • Sammy Mejica. Adını ilk kez duydum bu Dominikli forvetin. Bu akşam 29 sayı, 5 sayı, 3 asist ile oynadı bize karşı. İlk çeyrekten sonra ne zaman Cholet'yi yakalamaya çalışsak umudumuzu kıran başlıca isim oldu. Takibe almak lazım kendisini.
Bildiğiniz üzere haftaya Vilnius'a gidiyoruz. Khalid El - Amin ve Sarunas Jasikevicius transferleriyle toparlanan ve kendi sahasında taraftarlarıyla inanılmaz gaza gelen Lietuvos Rytas bizim için ciddi bir rakip. Yine bazı endişeler taşıyorum bu maç için, umarım bu kez ben yanılırım.

Pazartesi, Kasım 15, 2010

Yazık Oldu Aslana


Hafta sonu Medical Park Trabzonspor maçı kazanılmıştı görüntüde ama büyük bir kayıp verilmişti maçın son periyodunda. Takımın savaşçılarından, yüreği ile oynayan pivotu Gasper Vidmar şanssız sakatlığa kurban gitmişti o maçta. İşte bu yüzden yenik sayıyorum kafamda Fenerbahçe Ülker'i o gün.

3 sezon önce Emir Preldzic ile birlikte Slovenya'dan geldiğinde yerden yere vurulmuştu Gasper. Eleştirilerin birçoğu da haklıydı, Vidmar yetenekli bir uzun değildi. Ancak kısıtlı kapasitesine rağmen inanılmaz mücadele eden bir pivottu Vidmar. Rotayon içinde aldığı süreleri dert etmeyen, sessiz ve güçlüydü. Vidmar'ın kadın hayranı gibi özelliklerini yazıyorum ama böyle yazmak gerekiyor. Çünkü Gappy büyük ihtimalle sezonu kapattı ve bu sene Euroleague'de hedefleri olan Fenerbahçe Ülker bu eksikliği doldurmalı. Alınacak uzunun Vidmar'ın yukarıdaki özelliklerine benzer bir uzun olmasına dikkat edilmeli.

Bu noktaya kadar yazdıklarımı birçok kişi zaten biliyor. Biz şimdi ileride nelerin yapılabileceğine dair fikir yürütelim, biraz beyin fırtınası yapalım. Öncelikle takım içinde oluşabilecek seçenekleri sayalım.
  • Sadece Banvit TÜBAD turnuvasında görme şansını bulduğumuz Rasid Mahalbasic kısa vadedeki tercih olacak gibi duruyor. Yetersiz fiziği (2.08), basketbol bilgisinin zayıf olması ve vasat şutu Mahalbasic'ten aklımda kalanlar. Transfer olduğunda Spahija'nın Vidmar'ı olarak nitelendirdiğim Mahalbasic, hem domestik lig için hem de Euroleague için yetersiz kalacaktır kanımca.
  • Vidmar'ın eksikliğini takımın içinden kapatmanın ikinci yolu Kaya Peker'in süresini çoğaltmak ve ona daha fazla güvenmek. Oğuz Savaş-Kaya Peker-Darius Lavrinovic-Mirsad Türkcan dörtlüsünden kurulu bir pota altıyla Euroleague'de Top 16'ı ve sonrası puslu görünmeye başlar, hemde böyle mükemmel başlamışken. Benim düşüncem bu dörtlü yeterli görülmeyip, takviye yapılacağı yönünde.
  • Gasper'in eksikliğini takım içinden kapatılamayacağı olgusuna ulaştığımızda gidilecek ilk kapı Enes Kanter olarak gözükebilir. Ancak hem Enes'in Fenerbahçe Ülker'e hem de Fenerbahçe Ülker'in Enes'e bakış açısı hiç mi hiç olumlu değil.  Hele ki daha birkaç gün önce çıkmayan izin sonrasında Enes hakkında adım atılacağını tahmin etmiyorum. Gözler NBA ve Avrupa'ya çevrilecektir.
  • İlk önce uzağa gidelim ve NBA'den Fenerbahçe Ülker'e gelebilecek ve takıma uyum sağlayabilecek birkaç isme göz atalım. NBA'de takımlarında belli bir performansı göstermiş oyuncuyu koparıp, Avrupa'ya getirmek gerçekten çok zor. O nedenle takımlarında göz ardı edilmiş veya yeterli performansı gösterememiş uzunlara yönelmemiz daha makul olur. Hafızamı zorlayıp, ufak bir beyin fırtınası yaptığımda benim aklıma iki isim geldi; Alexis Ajinca ve David Andersen. Fransız pivot Ajinca (2.13) hem Vidmar'ın özelliklerine yakın kişisel özelliklere sahip hemde kendini ispatlama çabası içinde olacaktır. İkinci isim ise eski bir Avrupalı David Andersen. Raptors'ın zor döneminde onu bırakma şansı yüksek değil ancak Andersen'in de Kanada'da mutlu olduğu söylenemez. Dışarıda oynayan uzun bolluğu olan Fenerbahçe Ülker, David Andersen'e yönelir mi, önümüzdeki günlerde göreceğiz.
  • Avrupa sahnesine döndüğümüzde elimiz biraz rahatlıyor. Benjamin Eze tarzında uzunlar ön planda olacaktır. Genç Avrupalılar arasında ise Union Olimpija'da kiralık oynayan Giorgi Shermadini ve Benetton'un göze çarpan genç uzunu Donatas Motiejunas ihtimaller dahilinde olabilir. Tabii Avrupa arenasında hem Aydın Örs hem de Neven Spahija'nın bir dolu bağlantısı vardır. Rasid Mahalbasic seviyesinin üstünde bir Yugoslav ansızın çıkıp gelirse şaşırmamak gerekir.
Satırlar dolusu yazdık Vidmar ve daha sonrası hakkında. Bu da gösteriyor ki Vidmar, özellikle son dönemde Fenerbahçe Ülker'de doğru işler yapmış. Umarım Sloven pivot en kısa zamanda parkelere geri döner ve onun yokluğu en az zararla atlatılır.

Pazar, Kasım 14, 2010

Kadıköy'de Kapanan Gözler


3 hafta önce Frank Rijkaard gönderilmiş, sihirli değneğiyle Gheorghe Hagi Romanya semalarından bir kez daha İstanbul'a gelmişti. Galatasaray'ın 'help' butonundaki üç isimden biri olan Hagi, ilk maçında antrenör değiştiren takımların ekstra motivasyonu ve Fenerbahçe'nin kötü futbolundan yararlanmış, Kadıköy'de galibiyeti kaçıran taraf olmuştu.

0-0'lık sonuç haftalardır azap çeken Galatasaray taraftarının gözünü boyamak için yeterliydi. Kadıköy'de gelen beraberlik Adnan'ların da zaman kazanmasını sağladı. Ancak sonraki haftalarda oynanan futbol ile Galatasaray'da hiçbir şeyin değişmediği apaçık gözüküyordu. İlk önce Trabzonspor mağlubiyeti ve bugün Manisaspor mağlubiyeti. İki maçta da gol atamadı Galatasaray ve an itibariyle ligde eksi averaja düştü. Önümüzdeki periyotta da averaj takımı olması muhtemel bir Galatasaray var.

Peki sorun neydi Galatasaray'da ? Futbolcular mı ? Sezon başından beri araba alım-satım işi gibi sürüp giden transferler yanlış virajda son buldu. Yanlış ve gereksiz oyuncular elde kalırken, belki de yararlı olabilecekler takımdan gönderildi. Antrenör müydü problem ? Al sana Barça'nın hocasını getirdik dediler, sonra zorla istifa ettirdiler. Bizim çocuğumuz deyip Hagi'yi getirdiler, takım daha da beter oldu. Futbolcular değil, antrenör değil e peki kimlerdeydi sorun ?

Mesele kişiler değildi, sistemdi sistem. Yönetim ve idaredeki mantıktı yanlış olan. Bugün Adnan gider Mennan gelir önemli değil. Aynı mantıkta ise yönetimdekiler o zaman hiçbir şey değişmez. Gözleri Kadıköy'de kapanan gerçek Galatasaraylılar bir an önce uyanmalı ve kulübü bu zor günlerinden kurtaracak adımı atmalıdır.

Perşembe, Kasım 11, 2010

Nereden Nereye

14.785 kişi.
Çok geriye değil daha geçen sezona gittiğimizde 1000 seyirciye oynayan Euroleague takımı Fenerbahçe Ülker dünkü Montepaschi Siena maçını tam tamına 14.785 kişiye oynadı. Evet yanlış duymadınız 14.785 kişi. Aradaki 13 bin kişilik farkı nasıl açıklarsın diye sorarsanız, cevap basit. Geçen sezon oynanan Regal Barcelona - Fenerbahçe Ülker ve Montepaschi Siena - Fenerbahçe Ülker maçlarını izleyin, bir de bu sezon oynanan  Regal Barcelona - Fenerbahçe Ülker ve Fenerbahçe Ülker - Montepaschi Siena maçlarını izleyin. Sonrada oturup basketbolda mücadele faktörünün önemini düşünün.

Cuma, Kasım 05, 2010

Görmek İstediğim Fenerbahçe Ülker



















Bir önceki gönderiyi 8 gün önce yazdığımda konu Fenerbahçe Ülker'di. Bugün yine konu Fenerbahçe Ülker. Bir önceki postu kısaca özetlemek gerekirse; Fenerbahçe Ülker'in maç sonuçları olarak iyi olduğunu ancak Zagreb deplasmanında parke üzerindeki basketbol anlamında beni tatmin etmediğini belirtmiştim.

Bir hafta önce Zagreb deplasmanında harala gürele oynayan Fenerbahçe Ülker, belki de Barcelona'daki maçı daha fazla ciddiye alması ile toplu bir görüntü çizdi. Bu toplu görüntü bilinçli basketbol ile birleşince yıllardır özlemle beklediğim takım bir anda ortaya çıktı. Dişe diş, göğüs göğüse yapılan savunma Palau Blaugrana'da son Euroleague şampiyonu eritti. Bireysellikten çıkılıp top paylaşımının arttırılması ve bunların sonucunda ortaya çıkan akıllı şut seçimleri Barça'ya son darbeyi indirdi. 8 oyuncunun 6 sayı ve üzerine çıktığı Fenerbahçe Ülker böylece geçen yıl aynı salonda aldığı 34 sayılık ağır mağlubiyetin izlerini temizlemeyi başardı.

Bu galibiyet ile birlikte dün Ömer Onan'ın canlı yayında da belirttiği gibi Euroleague'deki diğer takımlara büyük bir mesaj verilmiş oldu. Geçen sezon ilk tur gruplarından çıkamayan Fenerbahçe Ülker ile bu seneki Fenerbahçe'nin aynı olmadığının altı kalınca çizildi. 

Ayrıca bu maç ile yeni oluşturulan bir takım olan Fenerbahçe Ülker'in takım içi sınırları da büyük oranda belli oldu. Bu sezon takım liderliği görevini iki Hırvat almış durumda; Roko-Leni Ukic ve Marko Tomas. Bu ikili hem delici özellikleri ile hem de keskin şutları ile Fenerbahçe Ülker'i maçın zor dakikalarında taşıyacak gibi gözüküyor. Bir parantez de Gasper Vidmar'a açmak lazım. Sloven pivotu sezon arasında Union Olimpija'ya kim kiraladıysa çok minnettarım. Ljubljana'daki kısa dönem genç uzuna çok yaramıştı ve dün de bu kiralanaşın olumlu etkilerini gördük. Vidmar son Euroleague şampiyonu Barça'nın uzunlarına büyük üstünlük sağladı boyalı alanda. Aferin Vidmar aynen böyle devam et.

Alınan bu tarihi galibiyetin taçlandırılması ise haftaya Sinan Erdem'de Montepaschi Siena karşısında olacak. Grup liderliği için önemli bir yol kateden Fenerbahçe Ülker'i bu önemli mücadelede yalnız bırakma büyük Fenerbahçe taraftarı. Bilet fiyatlarını soracak olursanız 5 ila 10 lira arasında değişiyor.

Fenerbaçe Ülker Roko-Leni Ukic ile Kazandı : As
Palau Kalesini Fenerbahçe Ülker Yıktı : Marca
Barça Palau'da Yenildi : El Mundo Deportivo

  ©EmreCeSpor - Todos os direitos reservados.

Template by Dicas Blogger | Topo