.

Çarşamba, Şubat 02, 2011

Bir Tivitin Ardındaki Maç

Maçın başlamasından 2 dakika sonra yani saat 20:17'de şöyle bir tivit geçmişim;
Zalgiris maçının anahtar kelimeleri; Ömer Onan, taraftar, Marjanovic, Marcus Brown, Murat Kosova-İhsan, Mirsad, Emir, Saras, Pocius ve Ukic. 
Bu tivitin ardından gelişen maçı da tivite saygısızlık yapmadan bu çerçevede değerlendirmek istiyorum. Hazırsanız tek tek anahtar kelimelere göz atalım.

Ömer Onan : Maç öncesinde gelen hasta olduğu haberi üzerine listeye dahil etmiştim kendisini. Ömer Onan'ın eksikliği veya hasta hasta oynaması bizim açımızdan kilit noktalardandı. Zira iki post önce değindiğim gibi lideri konumundaydı Ömer Onan. Ancak korkulan maç içinde gerçekleşti, Ömer'i hastalığı büyük ölçüde etkilemişti. Bir 2 sayılık bir de 3 sayılık basket isabetinden öteye gidemedi kaptan.

Taraftar : Bir dolu yerde konuşuldu 'bilinçli' taraftar sorunu. Taraftarın eğitilmesi, belirli bir seviyede basketbol taraftarı haline gelmesi uzunca bir süre alacak sanki. Pınarbaşıların, arkası dönük olarak yapılan ototatminkâr bilimum tezahüratların takıma fayda etmediği anlaşıldığı an basketbol tribünlerinin devrimi olacaktır.

Marjanovic : Önceki hafta Olympiakos karşısında oynadığı basketbolu izlediğim 2.21'lik Boban Marjanovic, Sinan Erdem'deki maç için bana korku salan nadir isimlerdendi. Kaya'nın da olmamasına rağmen dev pivot beklediğim korkuyu yaratamadı pota altında. İkisi serbest atışlardan olmak üzere 4 sayı ile tamamladı maçı Sırp pivot.

Marcus Brown : Maç öncesinde Mantas Kalnietis'in oynamayacağına güvenerek dahil etmiştim listeye Marcus Brown'ı. Ancak o da 'Yeşil'lerde bekleneni veremeyenlere öncülük etti. Tabii ki yaşı çok ilerledi, 37 yaşına merdiven dayadı. Ben yine de Avrupa'nın en iyi şutörüne dikkat edilmesi taraftarıydım öyle de yaptı bizim cengaverler. Fazla göz açtırılmayan Marcus Brown 2'de 2 üçlük isabetiyle 6 sayıda kaldı.

Murat Kosova - İhsan Bayülken : Murat Kosova adı için hafızamda 1 yıl önce 'ara' butonuna bassanız genellikle olumlu şeyler söylerdim. Amma velakin son bir yıl içinde Murat Kosova ile ilgili çok şey değişti beynimde. Önce TRT-NTV arasındaki gelgit hareketleri, ardından futbol basketbol fark etmeden yaptığı anlatımlar. Mübalağa oranının en üst düzeyine çıkan anlatımlar özellikle Fenerbahçe Ülker maçlarıyla gün yüzüne çıktı değil vurdu. Yapma be Murat ağbi, yıllar boyu gösterdiğin emeği olan bu olumlu düşünceyi 1 yılda silme. Gel yine heyecanlan, bağır çağır, hatta 2006'daki gibi mikrofon patlat ama yerinden yap. Gerisi sana yakışmıyor.

Mirsad : Ömer Onan ile birlikte takımın hem liderliğini hem de ağbiliğini üstlenmiş bir ribaund canavarından bahsediyoruz. Onu listeye ekleyememiştim ama bu durum tamamen Twitter'ın azizliği. 140 karakter sorunu Mirsad'ı vurdu. Hem böyle olmasaydı bile bugün sahada oynadığı oyundan söz etmeden geçmek ayıp olurdu açıkçası. 13 sayı 14 ribaund'luk enfes-i şahane oyunu her şeyi anlatıyor aslında. Tek olumsuz veri vardı; o da 1/6 attığı serbest atışlar.

Emir : Sezon başında Spahija ile uyum sorunu yaşadığı aşikârdı. Manevi babası Bogdan Tanjevic'in kanatlarının altından çıkıp kel bir adamın başında kondu. Resmen dımdızlak açıkta kaldı Emir. Ancak kumaşı iyi oyuncu kendini her şekilde gösterir kuralı devreye girdi ve Preldzic kendini toparlamaya başladı. Önce çok kritik P.E. Valencia ardından Zalgiris Kaunas mücadelelerinin son 3 dakikasında maçı koparan isim oldu. 6/10 attığı serbest atış ise takım arkadaşlarına nispet yaparcasınaydı.

Saras : Efsane yavaştan yavaştan devreye giriyor. Oğuz'un, Mirsad'ın, Marko'nun ellerine bırakılan paslar takım için asist hanesinde yazancak sayılardan daha değerli konumda. Oğuz ile anlaşmaları her geçen gün artıyor, buna eyvallah diyoruz da Vilnius'taki Cemal Nalga-Saras oyununu gördükçe hâlâ tatminlikten uzak bakıyoruz açıkçası.

Pocius : Jankunas ile birlikte takımın skor gücü olarak dikkat çekiyordu 9 parmaklı genç forvet. İlk yarı özellikle drive'larıyla bizim başımızı oldukça yaktı. Dış şut tehlikesi savunmamızı oldukça rahatsız etti. Ancak ikinci yarıda farklı bir Pocius çıktı sahaya. Bu durumda Fenerbahçe Ülker'in de önemli bir katkısı vardı. Martynas Pocius tek üçlük isabetiyle, ilk yarıda attığı 6 sayı ile maçı tamamladı.

Ukic : İyi ki onu sona yazmışız. Maç esnasında gözle görülen bir düşüş ve farklılaşma döneminden geçtiğini söylemiştim, sözümün arkasındayım ancak ufak rötuş ile. Ukic Saras'ın gelmesiyle birlikte oyun stilinde değişikliğe gitmiş gibi duruyor. 'Reyizlik mertebesindeyim' havası var Hırvat guardda. Eskisi gibi sağ sola saldırıp, yardırıp, her şeyi ben yaparım havasına mukabil önemli anlarda doğru hareketleri yaparım havası esiyor Roko'nun kafasında. Buna kendisi mi karar vermiş yoksa teknik ekip mi söylemiş bilmiyorum ama çok da iyi olmuş.

Kinder Sürpriz Çaklıt - Alexander Capin : Kendisi bu tivitte yer bulamasa da Emre Yılmaz Offical Fan Page tarafından Wild kart ile listede yer aldı. Capin'in bu sezon ki Euroleague kariyerinde 5 sayı var. Oynadığı 2 maçta bulmuş bu 5 sayıyı. Euroleague'deki sayı rekoru kaç Capin'in ? 14. Fenerbahçe Ülker'e karşı kaç sayı attı Capin ? 12. Euroleague'deki rekor verimlilik puanı kaç Capin'in ? 17. Fenerbahçe Ülker'e karşı ne kadar verimlilik puanı almış Capin ? Tam tamına 14. Kendisi bence Wild kardı sonuna kadar hak etmiş.

foto: fenerbahce.org

Pazar, Ocak 30, 2011

Euroleague Tarihinin En İyi ve Komik Röportajı



Bizim Darius ve ikizi Ksistof ile röportaj yapılmış Montepaschi Siena - Fenerbahçe Ülker maçı öncesinde. Oldukça eğlenceli olmuş röportaj, kanımca Euroleague tarihinin en iyisi. Montepaschi Siena TV'nin gerçekleştiği röportaj İngilizce olmasına rağmen 5.sınıfı bitiren herkesin anlayabileceği bir seviyede. Gülerek geçireceğiniz beş dakika sizi bekliyor.

Cuma, Ocak 28, 2011

Kaptansın, Büyüksün, Reyizsin

Ömer Onan, tarihinin en doğru kadrolarından birini belki de en doğrusunu kuran Fenerbahçe Ülker'in neferi, komutanı, kaptanı olmak istedi sezon öncesinde. Hazırdı göreve hem de geçirilen bir Dünya Şampiyonası ve sakatlığın ardından. İsteğinin karşılığını hem takıma olumlu katkılar ile hem de bizlere tanımı mümkün olmayan sevinçlerle yaşattı Ömer. Barcelona ve Olympiacos maçlarının sonunda farkı arttırmak için attığı sayılar hepimizi büyük amaca kamçıladı. Dün oynanan Valencia maçı da bu amaç uğrundaki önemli bir adımdı.

Valencia karşısında da aynı hırs ve istek ile sahadaydı kaptan. Hiçbir zaman beğenmediğim şutları/şut stili bile kusursuza yakın hale gelmişti tecrübeli oyuncunun. 22 sayı attı Power Electronics Valencia'ya potasına ama en önemli katkıyı takımın düştüğü garabet anlarında takımı kamçılayarak yaptı Ömer. Belki 5 faul almasa o yapacaktı Emir'in Rafa Martinez'e yaptığı bloğu. Onun takıma getirdiği kazanma hırsı ve mücadele isteğinin somut görüntüsüydü Emir'in iki şapkası aslında.

Kaptansın, büyüksün, reyizsin Ömer Onan.

Salı, Ocak 25, 2011

El Diego 4

Kiefer Sutherland'in oynadığı 24 dizisinin hayranıyım. Jack Bauer'in bir saatini bile kaçırmıyorum. O benim idolüm. Bence zirvenin de zirvesinde.
"Maradona hakkında hiç kimsenin bilmediği bir şey söyleyin ?" sorusuna El Diego'nun verdiği cevap.

İlginç İsimler #3

Serinin bu ayağında yaptığı mesleğinin hakkını ismiyle veren bir kişi var; Andrei Vladimirovich Topchu. Adından da anlaşılacağı gibi kendisi futbolcu. Rusya'nın ücra köşelerinde icra etmiş mesleğini 30 yıllık hayatında. Son olarak da güç bela lige tutunmayı başaran Amkar Perm'de boy göstermiş. Orta saha olarak görev yapıyormuş. Daha önce izleme imkanım olmadı bu ağbiyi ama sanırım Aurelio tipi bir orta saha, şayet son 3 yılda ağlara 4 top göndermeyi başarmış.

Kısır Takım Kartalspor


Bank Asya 1. Lig takımlarından Kartalspor tarihinin en kısır dönemini geçiriyor. 62 yıllık geçmişe sahip köklü kulüp bu sezon ligde sadece 4 gol atabilmiş durumda. Evet, yanlış duymadınız 16 haftalık koca periyotta 4 gol atabildi Kartalspor. İlginç olan diğer bir durum ise Kartalspor'un attığı bu 4 golün üçünü aynı maça sığdırmış olması. Ligin 5.hafta mücadelesinde Diyarbakırspor deplasmanında 3-2 galip gelmeyi başarabilmiş İstanbul temsilcisi.

Ligde oynadığı 16 maçın 9'unda berabere kalan Kartalspor, 8 maçı 0-0 tamamladı. 10 haftadır gol orucunda olan takım en son Denizlispor karşısında sahadan beraberlikle ayrılırken gol atmayı başarabilmişti. Forvet bölgesindeki sorunlarıyla rekor kıran Kartalspor bir de pozitif özelliği ile dikkat çekiyor. Anadolu yakası temsilcisi ligin Samsunspor ile birlikte en az gol yiyen (12 gol) takımı konumunda.

Ancak katı savunma anlayışı ile gol yememeleri onları şu an için kümede tutacak gibi gözükmüyor. Ankaraspor'un hükmen bir alt lige düştüğünü düşünürsek, Kartalspor sadece bu sezon yendiği tek takım olan Diyabakırsporu altına alabilmiş durumda. Takımın yeni antrenörü Engin Korukır ise ikinci yarıdan umutlu. Eski antrenör Ergün Penbe'nin anlayışına zıt olarak asla savunma takımı olmayacakları belirtmiş resmi sitedeki röportajında. Sanırım Engin Korukır zorlu maratonda bir İkinci Lig efsanesi olan eski gol kralı Şadi Çolak'a güveniyor. Şadi'nin Orduspor günlerine flashback yapması lazım, şayet ligde 1 golü bulunuyor.

Cumartesi, Ocak 22, 2011

Serge Ibaka

Bir varlığa karşı sempati duymayı bazen nedenlendiremezsiniz, içinizden gelir o duygu. Elbette ortak noktanız vardır o varlıkla ama sebebini tam anlamıyla çözemezsiniz. Benim de nedenini bir türlü çözemeden sempati duyduğum ilginç sporcular var. Bunlardan ilk aklıma gelenini yazıyorum; Serge Ibaka.

Vasatın üzerinde bir NBA takipçisi olarak açıkça söylemeliyim ki Serge Ibaka ismini ilk kez 2K10'da görmüştüm. Kendime haksızlık etmeyeyim 2008 yılında draft edilmiş bir bench-warmer'ı tanımak için çok da geç kalmamışım aslında. Neyse efendim tanıdık işte bu ilginç insanı. Tanıdığım andan itibaren de ısındım genç Kongo'luya. Şimdi konu genç siyahi bir genç olunca bazı kısımlarca "gay amua goyim bu" ya çekilebilir ancak alakası yok. Hani olur, yıldız takımı maçına giden gencin velisi tribünden hep oğlunu izler ya onun gibi bir şeydi bendeki Ibaka sevigisi.

Şimdi birkaç post öncesi gibi güzel adam diyip şöyle bir fotoğraf koysam kesin gay damgasını yerdim. O nedenle usturuplu bir fotoğraf koyup postu bitiriyor...yeter lan vurmayın.

El Diego 3

Birkaç yıl önce eski takım arkadaşım Salvatore Bagni İtalya'da çocuklara yönelik bir futbol kampı için beni davet etmişti. Napolili bir kadın bizi çağırdı, kampın tarihlerini öğrendi ve "Oğlumu sizinle oynaması için göndereceğim." dedi.  Biz de ona oğlunun yaşını sorduğumuzda 28 yanıtını verdi. Tek isteği benimle tanışmaktı işte.
Bir taraftarın yanınıza gelebilmek için yaptığı en çılgınca şey neydi ? sorusuna Diego'nun verdiği cevap.

Katarzyna Ewa Skowrońska

Kasia benim adımın kısaltılmış hali. Lütfen bana Ewa diye seslenmesinler. Çünkü bu benim ikinci ismim ve bunu hiç kullanmıyorum.
Fenerbahçe Acıbadem'in başarılı voleybolcusu Kasia Skowrońska'nın Fenerbahçe Dergisi'nin Ocak sayısına verdiği röportajda en çok dikkatimi çeken bölüm yukarıdaki cevap oldu. Sanırım Ewa ismi Polonya'da, Türkiye'deki 'popüler' kızlarımızın kullanmadığı Ayşegül, Nur, Fatma'ya denk geliyor.

Güzel Adam

Modern basketbol tanımını yapıp, örnek verme kısmına geldiğimizde sayabileceğimiz birkaç Avrupalı basketbolcudan biri olduğun için güzel adamsın Marko Tomas. 

Cuma, Ocak 21, 2011

All Cops Are Bastards


#A.C.A.B

Pazar, Ocak 09, 2011

Total Futbolun Kurucusu : Jack Reynolds

Çoğu kişi için Jack Reynolds ismi bir anlam ifade etmez. Etmemesi daha doğru olanıdır aslında. Çünkü Reynolds 1881 yılında doğmuş, tarihin ilk futbolcu-menajerlerinden. Ancak musevi asıllı İngiliz'i meslektaşlarından ayıran bir özelliği var. Biz bunu iki kelime ile söyleyelim; total futbol.

Her futbolseverin tuttuğu takımda görmek istediği oyun stilidir total futbol. Genellikle 4-3-3 sistemine dayanan, herkesin her yerde oynadığı ve hücumu temel amacı olarak gören taktik anlayış olarak açıklayabiliriz bu ünlü sistemi. Tabii nerede total futbol sözcüğü geçerse geçsin hemen ardından kafalarda turuncu renk yanıp söner ve Hollanda akla gelir. Portakallar evrensel anlamda total futbolla özleşmiştir. Doğru; total futbolu ilk oynayan ve en iyi oynayanlar Hollandalılardır. Fakat bu anlayışı ilk bulan kişi bir Hollandalı değil, yukarı ki satırlarda yazdığımız musevi asıllı bir İngiliz'dir. Adı Jack Reynolds'tır.

Futbolun beşiğinde futbola başlayan Reynolds sahada takımın beyni gibidir. Bu özelliği ile Britanya'da adını kısa zamanda duyurmuştur ve zamanının en iyi takımlarında oynamıştır. Bunlar arasında Manchester City, Burton United, Grimsby Town, Sheiffield Wednesday ve Watford gibi ünlü ve iyi takımlar vardır. Ancak Jack Reynolds hem zamanının şartlarından dolayı hem de 30 yaşına gelmesinden dolayı 1911 yılında futbolu bırakır. İyi ki de bırakır. Futbol tarihinin en ihtişamlı sistemini oynatmak için Kıt'a Avrupa'sına doğru yola koyulur. İlk durağı İsviçre'nin St. Gallen takımdır. St. Gallen ile 2 yerel lig şampiyonluğu yaşar ve Almanya'nın yolunu tutar. Fakat yanlış zamanda Almanya Milli takımının başına geçer. Çünkü I. Dünya Savaş'ı patlak vermiştir. Reynolds'a yine yol gözükmüştür, bu sefer durak Hollanda'dır.

Ajax tarafından Hollanda'ya davet edilen Jack Reynolds kafasındaki sistemi bu kasaba takımına uygulayacaktır. Kısa zamanda meyvesini verir bizim bebek total futbol. Reynolds yönetimindeki Ajax, Eredivisie'de 20 yılda 8 şampiyonluk kazanır. Bu süreçte kazandığı şampiyonlukların yanı sıra kendi mentalitesini oyuncularına aktarır. Bu anlayışı benimseyenlerden biri de Rinus Michels'tir.

Rinus Michels ismi birçok kişi tarafından bilinecektir. Hollandalı futbolcu-menajer, 1970'li yıllarda dünyaya total futbolu gösteren, sevdiren, izleten teknik adamdır. Uluslararası anlamda ilk olarak total futbolu Rinus Michels'in öğrencileri oynamıştır, ya da diğer bir anlamda Jack Reynolds'ın öğrencileri. 1970'li yıllarda fırtına gibi esen total futbol mucizesinin baş uygulayıcısı Johan Cruyff da aynen Rinus Michels gibi antrenörünü örnek almıştır ve bu felsefenin devamını sağlamıştır.

Futbol bağları anlamında; Jack Reynolds'ın torunu Johan Cruyff 1990'lı yıllarda Barcelona efsanesinin temellerini atmıştır. Önce kendisi sonra Van Gaal, daha sonra Frank Rijkaard ve şimdi Cruyff'un öğrencisi Pep Guardiola. İşte herkesin ağzında bir sakız gibi dolaşan total futbolun kısaca hikayesi budur. 1900'lü yılların başından itibaren antrenör-futbolcu ilişkisi ile günümüze kadar gelen bir futbol mentalitesi.


  ©EmreCeSpor - Todos os direitos reservados.

Template by Dicas Blogger | Topo